Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
16 Ağustos 2019, Cuma 23:11 · 26 Okunma
Kıymetli Dost Bundan öte hiçbir şey söylemek gelmiyor içi - Sözümoki Kıymetli Dost...
Bundan öte hiçbir şey söylemek gelmiyor içimden. Bugün biri 'beni olduğum gibi kabul eden bir dosta ihtiyacım var ' yazmış. Kıymetli dost, sakın beni olduğum gibi kabul etme. Böyle dostuk mu olur? Kendini olduğu gibi kabul eden birini ararsa insan akvaryumdaki turuncu balık, saksıdaki çiçek kâfi değil mi arkadaş olmak için? Kolumdan tut, kendine gel ! Ne yapıyorsun de bana. Hiç alınmam. Beni olduğum gibi kabul edip bir başıma bırakma. Oniki yaşındaydık. Bir ara ezber yaparken durup dururken gülüyordum, hatırlıyorsundur. Hayalimde canlardırıp güldüklerime bir zaman sonra sende gülmeye başlamıştın. Bir defa da ağlamaya başlamıştım, öldüğümü falan düşünmüştüm onu da hatırlıyorsundur, ezberi bırakıp teselli etmiştin beni. Bu söyleyeceğimi hatırlar mısın bilmem, bir gün bana çok gülüyorsun dedin. Bu kadar. Kendime gelmiştim kıymetli dost. Oniki yaşında çok gülmenin ne zararı olurdu bilmiyorum ama buna göz yummayan bir arkadaş bunca sene sonra kardeşin oluyordu işte. Velhâsıl beni olduğum gibi kabul edenlere değil de, doğrulmama yardımcı olanlara ihtiyacım var. Bu da zor iş elbette. Neyse.
Orda yazdığım ilk yazımın çok despot olduğunu söyledin, kardeşlerime çektirmişim, bıraksaymışım eğlenselermiş... Açıp tekrar okudum yazıyı. Oda için babamı araya koymak despotluk değil bence :) benim onlara gücüm yetmez. Ayrıca bana yaptıklarını yazmadım ki. Ali'nin kaç defa beni ıslattığını, ses çıkarmayacağımı bildiklerinden yemeğimi önümden alıp aralarında bölüştüklerini, semaveri eğik indirip çay doldurduktan sonra arkamdan devrilmesini, üzerime kalışını, bana iki gün sakar dediklerini, ayakkabımın içine taş doldurmalarını, yemekte babam kafasını çevirdiği anda ağızlarını açmalarını.. Daha yazmayayım bence. Babama söylemek dışında ne yapabilrdim ki? Ali ve yandaşlarına karşı sadece babam vardı, ben de onu araya katmak zorunda kaldım. Oda arkadaşlarıma gelince gece dışında hiç karışmadım çünkü gündüz odayı namaz dışında hiç kullanmadım. Artık Zeynep'in galatasaray marşlarına da karışmıyorum. Anlayacağın arada giden aslında benim, ama despotluk meselesinde ince bir muhasebe gerekebilir, Allah söylettiyse gereği vardır, düşüneceğim teşekkür ederim :) Allah'ım kaç yaşına geldik şu uğraştıklarıma, yazdıklarıma bak. Benim büyüyesim varsa da bunların içinde olmuyor ki. Bir bakıyorum oturmuş el kızartmaca oynuyoruz, bir bakıyorum üzerime atlayıp altta kalanın canı cıksın diyorlar, çıkıyor da. Aile nüfusunun bu kadar genç olması bu yönden sakıncalı olabilir.
Zeynep sana yazdıklarımı girip okuyormuş, şaşırdım. Orda bir saat kadar yazdığım yazıları okudum onlara. Bana 'ben bunları okumuştum ama sen okuyunca farklı yazılarmış gibi oldu' dedi. Fonla vs. okuyunca öyle olması normal dedim, ben yazdığım şekliyle vurgulayarak okuyorum. Sen güzel yazmıyorsun, sadece güzel okuyorsun dedi. Öyle ölmem füze at dedim. Tamam güzel yazdığımı iddia etmedim ama pat diye de böyle söylenmez. Her gün her gün Hatice ablayı darlama dedi, arada ben komik şeyler yazayım diyor. İzin versem mi bilemedim. Şimdi benim hakkımda ne yazacağını pek kestiremedim doğrusu. Zaten bindik bir alâmete, başka türlü yazabildiğim de yok, gitsin bakalım nereye kadar gidecek.
Bugün dolunay var. Oturup onu izleyeceğim. Belki yazacak bir şeyler bulurum. Ses kaydını iki defa dinledim, hepimiz tahliye için dua ettik. Yusuf da Allah'ım canlı duyalım sesini dedi. Bir gün ders kayıttayken hocamıza gidip elini uzatıp selamün aleyküm demiş. Hocamız cevap vermeyince selam almak farz değil mi hocam demiş. Her konusu açılınca benim de böyle bir anım var diye anlatır, annem de ondan sonra bir daha yanında çıkarmayıp kreşe bıraktığını ekler. Yusuf da hakkıma girdin der. Binanın kapanışı asrı saadette büyüyen çocuklarında hakkı demek öyle değil mi? Ne çok acı var, ne çok hak yenir olmuş dünyada. Yusufa artık üçüncü sınıf oldun bir duruşun olmalı diyorum alttan alttan gülerek. Ayakta hazırola geçip böyle nasıl duruyorum diyor. Benimki de iş, çocuk nerden bilsin benim kasdettiğim duruşu. Neyse artık sonlandırmam gerek galiba. Ermişi aldığına çok sevindim. En kısa zamanda telefonda kritiğini yapmalıyız. O minvalde Böyle söyledi Zerdüşt kitabı da var. Onu da okumak istiyorum. Kıymetli dost, hayır konuşanlardan olalım. Şerri düşünmeden yaşayalım. Öyle ki aklımıza geldiğinde dahi tevbe edelim. Kıymetli dost, kalbin kadar güzel insanlar çıksın karşına. Duruşun gibi daim olsun güzelliklerin. Kediler sana küsmesin, saksıdaki çiçeğin hiç solmasın. İyi ki varsın.

16.08.2019
Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
1 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
Türkiye taksiciler olayını nasıl aşar, çözüm nedir?