Senin boşluğunu sigara ile doldurmama izin verme.
Çünkü bu bir alışkanlık meselesi değil, bir yokluk meselesi.
Ateşi dudaklarıma götürdüğümde, aslında seni çağırıyorum.
Duman yükselirken, içimde çöken şey sensizlik oluyor.
Sigara, sadece ellerimi meşgul ediyor;
Kalbimdeki boşluğu ise daha da büyütüyor.
Bazı yokluklar vardır,
Ne nikotinle uyuşturulur
Ne zamanla geçer.
Onlar sadece insanın içini sessizce kemirir.
Sen de öylesin…
Adın geçmese bile her yerde duran,
Hiç konuşulmasa bile kalpte yankılanan.
Biliyorum, seni özlemek bir refleks gibi oldu artık.
Bir durak beklerken,
Geceye bakarken,
Bir cümleyi yarım bırakırken…
İşte tam o anlarda elim sigaraya gidiyor.
Ama aslında sana uzanıyor.
Senin yerini dumanla doldurmak istemiyorum.
Çünkü sen bir kaçış değildin,
Bir varıştın.
Bir alışkanlık değil,
Bir anlamdın.
İzin verme bana…
Yokluğunu zehirle bastırayım.
Eğer bir şey içime çekeceksem,
Bu senin hatıran olsun,
Bir gülüşün,
Bir bakışın,
Bir “buradayım” duygusu.
Seni çok özledim.
Ve bu özlem,
Hiçbir kül tablasına sığmıyor.