Giriş yap! Hesap oluştur!
Ara
Şifreni mi unuttun?
09 Şubat 2018, Cuma 05:06
kuşlu yazı - Sözümoki

kuşlu yazı

söylemek isteyip de söylememeyi tercih ettiğin her şey, ağır bir koku bıraktı hayatımda. ne yağmurun kokusu, ne o çok sevdiğim ev kokusu, ne de damarlarımda akan kana dahi işlemiş hüznün kokusunu alabiliyorum ama senin kokun silinmiyor. çaresizliğinin de sevincinin de ayrı ayrı kokuları vardı sen bilmezdin. ben bilirdim. bilmediğim şey bir gün o kokuyu unutmak zorunda kalacak olmamdı. bilsem bavullara sığdırır götürürdüm her yere.
gitmeyeceğime inanman için ayaklarımı kesebilirdim, kesmedim. çünkü tanıdığımı düşünürdüm seni. beni her yere götürecek ayaklarım varken senin yanında kalmam senin için daha değerliydi. öyle sanmıştım. iyi ki ayaklarımı kesmemişim. belki geri takamazdım.
bugün birbirine sarılmış gibi gözüken bulutların arasında süzülen kuş sürülerini parlak gözlerle, büyülenmiş şekilde ve yoğun bir estetik hazzıyla izleyen bir insanın yanında yumruğumu havaya sallayıp "EĞER İÇİNİZDEN BİRİ BİLE ÜZERİME SIÇARSA HEPİNİZİ TUTAR BİRBİRİNİZE BAĞLAYIP UÇAK YAPARIM. SONRA SİZİ KIRBAÇLARIM VE SİKTİRİP GİDERİZ BURADAN PİÇ KURULARI!" diye bağırdım. evrenden intikamımı bu şekilde almak beni rahatlatmadı diyemem ama kuş camiasından bu davranışım için af diliyorum. kuşlarla düşman olmak istemem.
hayatımın en güçlü olduğum zamanının doğduğum gün olmasına hayret ediyorum. tüm yaygaralardan, kaostan, kirli düşüncelerden uzak bir çığlıkla, herkesten bağımsız ve bir başına nefes alabilmeyi nasıl da başarmıştım ilk saniyeden. şimdi bu kırılganlığın anlamı ne?çocukken her seferinde dikkatsizce attığım adımlarımla defalarca farklı biçimlerde ve farklı derinliklere düşüp bir başıma kalkarken aklımda hep bir sonraki oyun için belirlediğim stratejiler olurdu. büyüdükçe dizlerimde açılan yaralar birer izden ibaret kalırken, bu kez de göğüs kafesimin içinden almaya başladım yaraları. bununla mücadele etmek için göğüs kafesimin içinde her şeyi yutan bir kara delik yaratmıştım, gelip o deliği kapattığında sana neden minnet duyduğumu hatırlıyorum. o delikten gelen soğukla üşüyen kalbim sanki battaniyelere sarılmıştı bir anda. keşke hep üşüseydi, hatta buz tutsaydı kalbim. kenara çekilip oturduğum bir sandığın üzerinde kendime sarılıp ağlarken düşündüm bunu. gidişinden beri ilk kez ağlamıştım ve kabul edeyim, hayattaki en çirkin ağlayışımdı. on üzerinden iki.
bazı tecrübelerin, yaşanmışlıkların kişiden kişiye aktarılmasını o kadar çok istiyorum ki. bütün paramı ve taşınabilir eşyalarımı verirdim bunun için. ama biliyorum ki bu google'a "nasıl yüzülür" yazıp aratmak kadar boş. nasıl ki suya girmeden, ağzına burnuna su kaçmadan, su ciğerini yakmadan yüzmeyi öğrenemiyorsan ayrılığı anında kabullenen ve tüm izlerini hayatından sarı bezle tezgah siler gibi silebilen insanlara "nasıl" sorusunu sorup işe yarar bir sonuç da bekleyemezsin. zaten o şanslı insanların, sevmediği bir şarkıyı atlar gibi başka bir şarkıya nasıl geçebildiklerini anlatmaları da mümkün değil.
hayatımda minik ya da büyük yer kaplayan, daha doğru bir tabirle gönlüme çekilmiş bir sandalyesi olan herkes artık her şeyin geçtiğine inanıyor. onları buna inandırmamın sebebi, yanımda olmalarının bu huzursuzluğa, karnımdaki bu ağırlığa hiçbir etki etmemesi. nankörlük olarak değil. kendimi bir dağın en yüksek yerinde gibi hissediyorum. bir yerden bir yere taşınarak geçen hayatımda çok yalnızlık gördüm, bu hiçbirine benzemiyor. ne kadar kalabalıksa o kadar köhne, tanrılar kadar yalnızım. çünkü anlatmak istemiyorum artık, anlaşılmak istemiyorum.
sadece bir an önce geçsin istiyorum. geçip gitsin artık. o kadar yoruldum ki.

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
1 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
Karikatür (Günün Karikatürü)
Hikaye (Günün Hikayesi)
Mesajlarına geç dönüş yapanlara ne söylemek istersin?
Sözümoki © 2018 - V.8