Batı, dünyaya insan hakları dersi vermeye bayılır. Haritalara parmağını bastığı yerlerde hemen "demokrasi eksikliği" görür, "medeniyet götürme" telaşına düşer. Fakat iş kendi arka bahçesine gelince, o keskin gözler miyoplaşır, o yüksek ses birden kısılır.
Avustralya'da kilise bahçelerine gömülen yüzlerce yerli çocuğun hikayesi ortaya çıktı. Devlet, dini kurumlar; hepsi bu korkunç gerçeğin bir parçasıydı. Peki, Batı medyası bu "insanlık suçu" için neden aynı öfkeyi gösteremedi? Neden hiçbir güçlü devlet, Avustralya'ya "demokrasi ve insan hakları" götürmek için bombalı müdahale önermedi?
Aynı şekilde, Katolik Kilisesi'nin on yıllardır süren çocuk istismarı skandalları. Rahipler korundu, mağdurlar susturuldu, belgeler saklandı. Bu, sadece bir ülkede değil; İrlanda'dan Almanya'ya, ABD'den Belçika'ya kadar tüm "gelişmiş" Avrupa ve Batı dünyasında yaşandı.
Ve tabii, Jeffrey Epstein vakası. Zengin, güçlü, elitlerle dopdolu bir çocuk istismarı ağı. Prensler, politikacılar, milyarderler... Hepsi bu karanlığın içinde.
---
Peki, yıllarca Batı hayranlığıyla övünen, İslamiyet'i ve Doğu değerlerini aşağılayan "değerli" sanatçılarımız, aydınlarımız, köşe yazarlarımız nerede?
Batı medeniyeti çöp olduğunda, kendi kutsadığınız değerler sistemi çürüdüğünde, sesiniz neden çıkmıyor? Yıllarca "Batı gibi olmalıyız" diye nutuk attınız. "Medeniyet" dediğiniz şeyin kilise bahçelerinde çocuk mezarları, elit kulüplerinde çocuk tacirleri, devlet arşivlerinde kayıp nesiller olduğunu görünce ne oldu?
Kafalar kuma mı gömüldü, yoksa pisliğe mi?
Batı'nın çocuk istismarı skandalları, sistematik örtbasları, ahlaki çöküşü ortadayken, hâlâ aynı heyecanla Batı'nın "üstün değerlerinden" bahsedebiliyor musunuz? Yoksa sizin medeniyet dediğiniz, sadece vitrindeki parlak ışıklar mıydı? Perde arkasındaki çürümeyi görünce, diliniz mi tutuldu?
İşte gerçek şu: Sizin öykündüğünüz medeniyet, kendi pisliğini temizlemekten aciz. Ve siz, o pisliği görmezden gelerek, kendi toplumunuza yıllardır yanlış bir ideal dayattınız.
Batı medeniyetinin gerçek yüzü burada ortaya çıkıyor: Işığı hep başkalarının evine tutuyorlar, kendi bodrum katlarındaki cesetleri görmezden geliyorlar. Peki ya siz? Siz de aynı ikiyüzlülüğe ortak mı oldunuz?
Demokrasi ve insan hakları, coğrafyaya göre değişen bir lüks olmamalı. Ama görünen o ki, Batı'nın "medeniyet" projesi – ve onun yerli hayranları – bu gerçekle yüzleşmek istemiyor. Önce kendi bahçenizdeki mezarları temizleyin, sonra bize medeniyet dersi vermeye kalkın.