Mutluluk, hayatın gürültüsü içinde çoğunlukla gözden kaçırdığımız, oysa en çok da kendi sessizliğimizde bulduğumuz bir iç ses gibidir. Çoğu insan onu uzaklarda, ulaşılması zor zirvelerde ya da büyük kalabalıkların alkışlarında arar. Oysa mutluluk, bir arayışın sonu değil, yürümeyi seçtiğimiz yolun ta kendisidir.
Bir sabah kahvesinin tüten kokusunda, zihnimizde aniden beliren duru bir düşüncede ya da sayfalarca yazdıktan sonra içimizi kaplayan o tarifsiz tamamlanmışlık hissinde gizlidir. Ruhun kendi kabuğuna çekilip dünya ile barıştığı, geçmişin yükünü ve geleceğin kaygısını bir kenara bıraktığı o eşsiz denge anıdır mutluluk. Dışarıdan ne kadar az şeye ihtiyaç duyarsak, kalbimizin derinliklerindeki o kendi kendine yeten nehir de o kadar gür çağıldar. İnsanın kendi gerçeğini bulması, üretebilmesi ve dünyaya kendi renginden bir iz bırakabilmesi, mutluluğun yeryüzündeki en somut halidir.
Rukiye Gül Bakırhan