Hayat insana en büyük yaraları yabancılarla değil, bir zamanlar "benim" dedikleriyle tanıştırır. Çünkü yabancıdan gelen incitmez; beklentin yoktur. Ama güvenip yüreğini emanet ettiğin birinin değişmesi, insanın içindeki en sessiz yıkımı başlatır.
Bir gün omzuna başını koyanlar, ertesi gün yükünmüşsün gibi uzaklaşabilir. En acısı da budur; seni en iyi tanıyanların, en çok canını acıtacak yeri bilmesidir. Nankörlük bazen unutmak değildir; yapılan iyiliği hiçe sayıp, geçmişi hiç yaşanmamış gibi silmektir.
Oysa insan, verdiği emeğin karşılığını değil; hatırlanmayı bekler. Bir teşekkür, bir vefa, bir "iyi ki vardın" sözü bazen yılların yorgunluğunu alır. Ama nankörlük... Sessizce insanın kalbinden bir parça koparır.
Yine de bırak hayat hesabı kendi diliyle sorsun. Çünkü vefayı unutanlar, bir gün en çok vefaya ihtiyaç duyarlar. Sen iyiliğini kaybetme; zira karakter, başkalarının sana nasıl davrandığıyla değil, senin kim olduğunla ölçülür.