Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
NEW ORLEANS BALTACISI - Sözümoki
10 Ocak 2021, Pazar 22:47 · 33 Okunma

NEW ORLEANS BALTACISI

Bu olayı müzik cinayeti olarak ele alacağız.
1918 yılında Louisiana'nın New Orleans kentinde sokakta elinde baltası olan bir jazz aşığı vardı.
Saldırganın genel hedefi Amerika'da yaşayan İtalyanlardı.
Şu ana kadar bilinen toplam 12 saldırısı ve 6 cinayeti bulunmaktadır.

Saldırgan evlerde jazz müziğini duymazsa her yeri kana bulayacağını belirtiyordu.
Buna karşın jazz sevilmeyen bir tür ve yaşı büyük olanlar tarafından çok nefret edilen bir türdü.Bunun sebebi jazz müziğin Afrikalı kölelereden çıkmasıdır.
Saldırganın amacı bir nevi jazz müziği sevdirmek istiyordu ve kimliği belirsizdi.

23 Mayıs 1918
Baltacı Magnolya sokakta yaşayan bakkal sahibi Joseph ve karısı Catherine'in evinin kapının bir parçasını kırdıktan sonra eve girdi saldırdı.
Bilinene göre karı koca boğazlarından kesilip öldürüldü.
Ayrıca katilin en dikkat çeken özelliği de onları kendilerinin malzemeleriyle öldürmesiydi.
Joseph kardeşi Andrew bir berber işletmecisiydi.O gece öldürüldüğünde de kendi berberinden alınan ustura ile bu aileyi öldürdü.
Polis olay yerine geldiğinde kafalarında balta darbelerine rastladı.
Polisler başta saldırının hırsızlık amacıyla yapıldığını düşündü ancak evdeki her şey yerindeydi.

Polisler usturudan dolayı Andrew hakkında soruşturma başlattı ancak yeterli kanıt yoktu böylece serbest bırakıldı.

Bu olaydan bir ay sonra bir saldırı daha gerçekleşti.
Sabahın erken saatlerinde Louis ve metresi Anna beraber uyurken saldırıya uğradılar.
Louis bakkal sahibiydi ve bakkalın arkasındaki binada yaşıyordu.
Sabah ekmek getirmek için gelen John adlı kişi bakkalı boş görünce bakkal arkasındaki eve gitti.
Kapıyı açan olmadığında içeri baktı.
Louis'in başına aldığı ağır balta darbesini ve Anna'nın sol kulağına doğru olan balta darbesini gördü.
Kullanılan balta ev sahibinindi ve polisler baltayı banyoda bulmuştu.
Durumları ağırdı ancak daha sonra kendilerine geldikleri zaman sorgularında uyudukları için saldırganı görmediklerini söylediler.

İlk şüpheli olarak bakkalda çalışan 41 yaşındaki  Afroamerikan Louis adlı çalışan gözaltına alındı.
Suçlu olmadığı halde çeldirici sorular sorularak tutuklandı.
Polisler bu olay için de tekrar hırsızlığı düşünmüştü ancak her şey yerli yerindeydi. Daha sonra yeterli kanıt olmadığından Louis serbest bırakıldı.

Daha sonra evde araştırma yapılırken bakkal sahibi olan Louis'in Alman casus olabileceği düşünüldü.
Çünkü evde Almanca ve Rusça mektuplar bulunmuştu.Bunun üzerine Anna da onun casus olabileceğini iddia etti lakin adam casus ya da benzeri bir şey değildi.

Anna yüzündeki felç için ameliyat olurken hayatını kaybetti. Bu ameliyattan önce de Louis'i suçladığından ötürü gözler Louis'e çevrildi ve 9 ay hapiste kaldı.
Ancak daha sonra suçlunun o olmadığı anlaşılınca serbest bırakıldı.

Polisler bundan dolayı iki katilin de aynı kişi olduğunu düşündü.

Bu olaylardan 5 gün sonra yaşlı bir İtalyan adam baltayla saldırıya uğradı.Onunla beraber yaşayan 2 yeğeni kaçan saldırganı gördüklerini ve üzerinde koyu renk takım elbiseyle koyu bir şapka giydiğini ayrıca ten renginin koyu olduğunu söylediler

Polis gelince balta bahçede bulundu.
Yaşlı adam saldırıdan kurtuldu ancak başına aldığı darbe yüzünden 2 gün sonra beyin travması sebebiyle hayatını kaybetti.

Bu olaylar yaşanırken halk evinde tüfekler ve silahlar bulunduruyordu.
Olayı araştıran dedektif, saldırıların hep İtalyanlara olduğundan mafyanın işin içinde olabileceğini düşündü. Ancak hiç ipucu yoktu
Ayrıca olayı araştıran dedektif bunu yapanın emekli bir İtalyan dedektif olabileceğini,çift kişilikli olup bir yanının öldürmeye yönelik olabileceğini düşünüyordu.

Bunlara ek olarak katil hakkında bilinen bir bilgi de kapı panellerinden girmesinden yola çıkılarak iri yarı biri olmadığıydı.

Uzun süre boyunca saldırılar olmadı ve bu sebeple halk rahatlamaya başlamıştı. Ta ki 10 mart 1919'a kadar.
Üç kişilik İtalyan göçmeni aile uyurken saldırıya uğradı. Kadın uyandığında eşinin saldırganla boğuştuğunu gördü.
Boğuşma sırasında adamın birden yere düşmesiyle birlikte saldırgan, karı kocaya ve 2 yaşındaki çocuklarına saldırdı.

Yaşanan saldırıdan sonra karşı komşuları onları o şekilde gördü ve polisi aradı.
Polis evi ne kadar arasa da yine bir delil bulamadı.

Adam ve kadın iyileştikten sonra sorguları alınırken kadın, karşı komşusu olan 69 yaşındaki adam ve oğlunu suçladı.
Buna karşın katilin o ikisi olmadığına dair deliller vardı .
Bunlardan birkaçı 69 yaşındaki adamın ne boğuşacak hali vardı ne de oğlunun o zamanki kilosuyla o küçük kapı aralığından geçme ihtimali vardı.
Bu suçlamalardan sonra 69 yaşındaki adam idam edildi ve oğlu ömür boyu hapis cezası aldı.

Kadının eşi bu suçlamalardan dolayı sinirlendi ve çift boşandı.
Daha sonra kadın polise gidip onların suçsuz olduğunu ve bu suçlamayı sadece kıskançlıktan yaptığını itiraf etti.
Bunun sonucunda tüm olaylarda katilin aynı kişi olduğu ortaya da çıktı.

Olaydan üç gün sonra katilden bir mektup geldi ve mektubun gelişinden 1 gün sonra her yerde yayınlandı.

Mektupta kendisinin Azrail ile yani ölüm meleğiyle çalıştığından ve jazzı ne kadar sevdiğini anlatıyordu.
Ayrıca mektupta ''Beni hiç yakalamadılar ve yakalayamayacaklar. Ben bir insan değilim,cehennemde ruh veya şeytanım.
Kuşkusuz siz beni çok korkunç görüyorsunuz ama ben istesem daha korkunç olabilirim.
İsteseydim her gece burayı ziyaret edebilirdim ve bir sürü vatandaşı katledebilirdim çünkü Azrail ile yakın bir dostluğum var.
Size bi teklifim var .19 Mart Salı gecesi tekrar geleceğim,ben jazz müziğini çok severim ve jazz çalan evlerden şeytanın kaçacağına yemin ederim.
Eğer caz çalınmazsa da çalmayan kişiler baltamın tadına bakacaklar.
19 Mart gecesi herkes korku içinde evlerinde son ses radyolardan jazz açtı, dışardakiler ise jazz çalan barlara doluştu.
O gece cinayet işlenmedi ve uzun süre saldırı olmadı.

Ta ki 10 Ağustos 1919'a kadar. Yeni saldırılar başlamıştı.Bir ev sahibi katilin geldiğini fark edip silahını almıştı.Tam ateş edecekken son anda katil kaçtı.


27 Ekim1919'da son bir saldırı oldu ve katil tamamen ortadan kayboldu.

Son öldürülen adamdan sonra karısı olan Ester, çocuklarıyla beraber önceden tanıştığı Angelo adlı adamın yanına taşındı ve evlendi.
Angelo eskiden New Orlands'da yaşayan Joseph denilen ve takma isimlerle İtalyan işletme sahiplerini hedef alıp şantaj yapan suç çetesi üyesiyle arkadaştı.

Buna ek olarak İtalyan bakkal bombalama planından dolayı hapis yattı.
Ester'in vefat eden eşinin ölüm yıldönümünde Angelo bakkala gitti ve bir daha ondan haber alınamadı.
Joseph bir süre sonra mücevher ve para istemek için Ester'in yanına geldi.
Ester de Jospeh'ten

şüphelendiği için mermi yağdırdı böylece hapse gitti.
Daha sonra nefsi müdafaadan dolayı Ester serbest bırakıldı.

Joseph'in baltacı olduğu düşünüldü lakin araştırılınca hep hapse giren biri olduğu ve  hep cinayet zamanları dışarıda başka yerlerde olduğu ortaya çıktı.


Diğer şüpheli  ise 1947'de tren kullarak kaçan Jack isimli bir kaçaktı.
Yakalandığında bir çift cinayeti işlediğini itiraf etti.
Ardından kişi iyice araştırılıp sorgulandığında da ülkede 44 cinayetten sorumlu olduğu ortaya çıktı.
1918'de henüz 17 yaşındaydı böylece her cinayette olduğu gibi kapıdan girmenin onun cüssesine uygun olduğu düşüldü.
adam diğer cinayetlerden dolayı idam aldı.

New Orleans davası asla sonuç vermedi ve gizemini hala koruyor.

Yazarın diğer paylaşımları;
Sözümoki Mutlaka Bilinmesi Gerekenler
Cümleyi tamamla: öyle bir genç ki ...................