Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
26 Ocak 2020, Pazar 12:33 · 73 Okunma
on birinci konuşma - Sözümoki

on birinci konuşma

İçinde bulunduğu durumu, hayat şartlarını, başına gelen her şeyi, yaşanmakta olanı onaylamaktan başka çıkar yol bilmeyen insan bütün pisliği, bütün ahlâksızlığı peşinen kabul etmiş insandır. "Ne yapalım, yapacak bir şey yok" anlayışı ile uydum kalabalığa yörüngesine giren insan haysiyet yoksunluğu içerisindedir. Bu insan genellikle iktidar yalakası, kraldan çok kralcı olur ve her şey yolunda mantığı içerisinde yaşar. Dünyada yürürlükte olmuş bütün ahlâksız sistemler bu türden insanların omuzlarında yürümüştür.

Hayata edilgen bir tavırla, her türlü etkiye açık bir vaziyette, uydum kalabalığa edasıyla karışmak kınanacak bir haldir. Yaşamanın mâhiyeti hakkında bir fikir sahibi olmamak, ne yapıp ne yapmama hususunda hiç kafa yormamış olmak, en hafif tabir ile düşüklüktür ki bu düşüklük insan olmak ile bağdaşmaz. İnsan hayat karşısında kabul edici olmak durumuna düştüğü zaman insan olmak makamından aşağılara doğru seyrederek en sonunda telef olup gitmek belâsına dûçâr olur.

Kent hayatı, çalışma düzeni, mesai saatleri, hafta sonu tatili ne güzel değil mi! Bütün bunlardan memnuniyet duyan insan, bütün bunlara alışan insan neyi verip bunları aldığının farkında mı? Neye maruz bırakılıyoruz? Neye mecbur bırakılıyoruz? Farkında mısınız? Her şeye rağmen işleyen sisteme rıza gösteriyoruz. Ne yapmalıyız peki? Neye talibiz? Neyden vazgeçemiyoruz? Neyi kaybetmekten korkuyoruz? Neyi kaybettik? Suç kimde? Her şeyimizi alan sistem bize neyi bahşetmiş? Millet olamıyor muyuz? Millet olarak bir tepkimiz yok mu? Çürüdük mü? Aşındık mı? Saflarımız çözüldü mü? Yoksa hepimiz birer birer bize biçtikleri donla mutlu muyuz? Bizim derdimiz yok mu? Derdi de dermanı da Allah'tan değil de sistemden mi bekliyoruz?

Dilimizin döndüğü kadar konuşabiliyoruz. Dilimiz çok az dönüyor. Latin harfleri ile okuyup yazıyoruz ve latin harfleri ile düşünüyoruz. Kur'an'dan çıkmış bir dil olan Türkçemize lisanımızın aslına ve esasına, İslam harflerine, Kuran kavramlarına, İslâmi ıstılaha bir hayli uzak bir yerdeyiz. Batıdan ithal kelime ve kavramlarla düşünüp konuşmaya ve hayatı anlamlandırmaya çalışıyoruz. Her şey eksik, her şey yarım ve anlamını kaybetmiş durumda. Bir takım batılı, bir takım seküler, bir takım dinsiz adamlardan kavram satın alıyoruz. Neyi kaybettiğimizi hatırlamalıyız.

Kafa karışıklığına gerek yok. Tarih boyunca Türk, cihad ehli, muttaki mü'min'den başkası değil. Türk'ün tarihi rolü bu. Türk'ün tarih sahnesindeki rolü ve görevi bu. Bizim en birinci vazifemiz sınıfımızın, safımızın bilincine ermek. Hangi millete mensup olduğumuzu sarahate kavuşturmamız şart. En önce bilmemiz gerekir ki: Cihad en büyük farzdır. Cihad ehli olmayan, küfür alemi ile uzlaşan, pasif müslümanın, münafığın, müslümanlığı makbul değil.
Münafıklar Mescid-i Dırarı inşaa etti Resul-i Ekrem o mescitte namaz kılmadı. Kafirle çatışmayı göze almayan münafıkların safında yer almıyoruz Türküz biz.

Biz Türkler safımızı bilmekle ve safımızı sıklaştırmakla mükellef bir milletiz. Neyi kaybettiğimizi hatırlarsak bireyselleşme belâsından kurtulup millet olabileceğiz.
İstanbul'u İstanbul yapan ne dünya kültür başkenti olması ne mega kent oluşu, ne binlerce yıllık tarihi, ne çeşitli medeniyetlere etnik ve dini gruplara ev sahipliği yapması ne köprüleri, tüp geçitleri, duble yolları, ne gökdelenleri, plazaları, AVM'leri.

İstanbul'u İstanbul yapan 1453 yılından sonra kazandığı Türk kimliği. İstanbul'u İstanbul yapan camileri. İstanbul bizatihi aziz değildir. Aziz millet İstanbul'u aziz İstanbul yapmıştır.

İstanbul'u mega kent, dünya kültür başkenti, medeniyetlerin uğrak yeri gibi tanımlamalar ile tanımlamak onun kimliğine ve kişiliğine yapılan en büyük saldırıdır. Münafıklar yapıyor bu saldırıyı. Münafıkların kafası karışık anlamadıkları şey ise Türklük.

Atlar gitti yok artık atlarımız. Ama yiğitler burada, asfaltın üzerinde nefretle ve öfkeyle yürüyen yiğitler var. Sabırla ve inatla bekliyorlar. Asfalt medeniyetinin canı cehenneme. Bekliyoruz, bir gün yazımızı geri aldığımız vakit atlarımızı da geri alacağız. Atlarımıza binip de kılıçlarımızı kuşandığımız vakit yağmur toprağa düşecek İNŞAALLAH.

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
Burcun ne ve en iyi anlaştığın kişilerin burcu ne?