Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
01 Şubat 2020, Cumartesi 06:03 · 69 Okunma
on dördüncü konuşma - Sözümoki

on dördüncü konuşma

Karnım tok sırtım pek. Ergenlik dönemi sanrılarını da geride bırakalı çok oldu. Ekonomik bir sıkıntım ve sağlık problemim de yok. Sıcak bir yuvam iyi bir işim var. Görünürde beni sıkıntıya sokacak hiçbir sorun yok. Görünürde herşey yolunda; ama..

Ama hiçbir şey yolunda değil. Rahat değilim. Bir şeylerin düzgün gitmediğinin farkındayım. Dertliyim. Huzurlu hissedemiyorum. Zoraki ve dayatma geliyor yaşadıklarım. Oynatıldığımı, oynatıldığımızı, düşünüyorum. Her şey, yaşadığımız hayatta her şey,Yaratıcı'nın düzenini bozan düzen sahiblerinin düzeneği geliyor; yani onların oyununa geliyoruz. Sevincimiz de üzüntümüz de üzerimizde emanet duruyor.

Ben içinde bulunduğumuz çağla, çağımızı şekillendiren tüm anlayış kalıplarıyla kavgalıyım. Özümüzden uzaklaştıran sistem ile kavgalıyım. Düzeni bozup, bize sözüm ona iyi bir yaşayış bahşedenlerle kavgalıyım.

Yaratılmış olmamı anlamam beni dert sahibi yapıyor. Yaratılmış olmamı anlamam yamukluğu görecek kadar bir uyanış sağlıyor. Bu yüzden diken üzerindeyim ve özgürlüğümün peşindeyim. Özümü hiçe sayan sisteme inat ediyorum ve kavgalıyım. Bu yüzden kurulu düzen, insan ilişkileri, toplumsal yapı, anlayış ve davranış kalıpları canımı sıkıyor. Yamuk düzene karşı düzeliş istiyorum. Öncelikle kendi düzelişimi.

İnsan ise kendi düzelişine somut gerçekliğinden başlamalı diyorum. İnsanın gündelik hayattaki tutum ve davranışları, yapıp etmeleri ya da yapmamaları, olaylar ve durumlar karşısındaki tepkileri ve duruşu, bizatihi kendisidir. O hâlde düzeliş için başlama noktası insanın gündelik hayattaki durumudur. İnsanın ne olduğu ya da olup olmadığı gündelik hayattaki durumu ile tespit edilebilir. Sözgelimi para karşısında zafiyeti ve yenilgisi mevcut bir insanın iyileşmesi için öncelikle bu illeti tedavi yoluna gidilmelidir. Annesine, babasına ihsanda bulunmamış, garibe gurabaya, yolda kalmışa, öksüze, yetime sadaka vermeye eli varmayan insan olmamış bir insandır.

Değerler, yönelimlerimiz, inançlarımız, bizler işgal altında mıyız? Her gün yapıp etmelerimizle, tercihlerimizle, neyi hayatımızdan çıkarıp hayatımızı hangi tehlikelere sokuyoruz? Önceliklerimiz ne? Uyanışımızı sağlayabildik mi? Yoksa çağımız bize her gün biraz daha mı narkoz veriyor? Kaybettik ve bu duruma alıştık mı? Neyi kaybettiğimizi de mi unuttuk yoksa? Çürüdük mü? Aşındık mı?

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
Burcun ne ve en iyi anlaştığın kişilerin burcu ne?