Yıllar sonra,yeniden burada,bu platformda iki kelam ediyor olmak…. Ve yılların şişede durduğu gibi durmaması. Yaşam sarhoşluğunun onca yılımızı esir almış olması. Zamanla değil de yaşamla meğer ne kadar bilmiyor oluşumuzu fark edişimiz,öğrenişimiz ve öğrendikçe büyüyen cehaletimiz…. Yaş aldıkça veyahut yaşama saflığımızdan verdikçe gelen cehaletin de bir hikmeti olduğu duygusu. Hani ‘herşeyi ben biliyorum’dan, ne de güzel bilmiyormuşum evresine geçiş. O dönüşmüşlük . Aydınlanmışlık değil belki ama karanlığı da hafiften yarmışlık. Büyümüşlük. Çok sevmişlik,sevilmişlik. Sevginin de nefrete tabi oluşunu fark etmişlik. Güven duygusunu yitirmişlik,sonra da geri kazanmak için terapist kapılarında gezmişlik. Taş gibi sert olmayı güçlü olmakla karıştırmışlık. Daha neler’likte,dur bakalım,konuşacak çok şey varmışlık.