Resimler hasret giderseydi,
mahkûmlar tahliyeyi beklemezdi.
Bir fotoğrafa bakıp
özgürlüğü koklardı herkes.
Oysa bir yüz,
yalnızca gözlere görünür;
ama bir sarılış,
kalbe dokunur.
Duvarlar arasında
en ağır ceza demir değildir.
İnsanı tüketen,
sevdiğine uzanamayan ellerdir.
Bir fotoğraf konuşmaz,
saçını okşamaz,
"Geçecek..." demez.
Sadece susturur zamanı,
ama dindiremez özlemi.
Çünkü hasret,
gözle görülen bir eksiklik değil;
ruhun her gece
aynı kapıyı çalıp
cevapsız dönmesidir.
Ve insan anlar...
En güzel anılar bile
bir gün acıya dönüşebilir.
Çünkü bazı insanlar
çerçevenin içinde kalır,
hayatın içinde değil.
Bu yüzden
resimler yalnızca hatırlatır;
kavuşturmaz.
Çünkü özlem,
bir fotoğrafa sığmayacak kadar büyüktür.
Ve bazı kavuşmalar...
Ancak Allah'ın yazdığı vakitte gerçekleşir.