Seni severken kendimden vazgeçmedim aslında,
Sadece seni biraz fazla önemsedim.
Bir gülüşünü ömrüme bahar sandım,
Bir susuşunu kaderime yazılmış sabır...
Herkes kırar da,
Sen kırmazsın diye düşündüm.
Çünkü insan, en çok sevdiğine kıyamaz sanır.
Oysa bazen en derin yaralar,
En yakın duran ellerden açılırmış.
Ben seni kalbimin en güvenli yerine koyarken,
Sen beni hayatının en kolay vazgeçilen köşesine bırakmışsın.
Ben her eksilişinde seni anlamaya çalıştım,
Sen her sessizliğinde beni yalnız bırakmışsın.
Ne garip...
Bir zamanlar adını duyunca içim ışıkla dolardı,
Şimdi adın geçince içimde eski bir yangının külü savruluyor.
Ne sana kızabiliyorum tam,
Ne de seni affedebiliyorum.
Çünkü bazı insanlar giderken gitmez,
Bir ömür boyunca insanın içinde eksik kalan bir cümle gibi yaşar.
Bazı vedalar kapıyı kapatmaz,
Yalnızca kalbin bir odasını sonsuza kadar karanlık bırakır.
Şimdi anlıyorum;
Beni yoran ayrılık değildi,
Sana dair kurduğum güzel ihtimallerdi.
Yıkan sen değildin belki,
Sana yüklediğim anlamların ağırlığıydı.
Ve bugün,
Kırgınlığımı sessizliğe emanet ederken öğrendim ki;
İnsan bazen sevdiği kişiye değil,
Onun içinde yaşattığı hayale yeniliyormuş.
Herkes herkese kıyarmış meğer,
Kimi bir sözle, kimi bir suskunlukla...
Ben ise seni tanırken değil,
Seni sandığım kişi olmadığını öğrenirken büyüdüm.
Şimdi geriye dönüp baktığımda,
Kalbimde yalnızca şu cümle kalıyor:
"Seni kaybettiğim için değil,
Seni yanlış tanıdığım için üzgünüm."
Ve bazı acılar vardır ki;
İnsan onları unutmaz,
Sadece onlarla yaşamayı öğrenir...