Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
18 Mayıs 2020, Pazartesi 05:08 · 36 Okunma
ŞARAP TADINDA - Sözümoki

ŞARAP TADINDA

"Merhaba"

"Ah merhaba hoşgeldin geçsene"

"Çok beklettim mi?"

"Yaklaşık yirmi yıl kadar". Latife yapmıyordu Şenay. Gerçekten tam yirmi yıl Oğuz 'un hayalî ile yaşamıştı. Eşine karşı milyon kere suçluluk duymuş,kendini evine,temizliğe,pastahanesine işine gücüne vermiş,çok kısa sürelerle Oğuz'u düşünmeyi bırakmış fakat hatıralar buldukları her delikten giriveriyorlardı Şenay'ın hayatına. Yirmi yıl önce,gençliğin o tasasız günlerinde,tatlı heyecanlarında yaşadığı ve ikisinin de sahip çıkmadığı aşk Şenay'a evliliğe ve bir çocuğa mâl olmuştu. Yirmi yıl önceki son buluşmaları dün gibi aklındaydı Şenay'ın. Oğuz sürekli onu ne kadar sevdiğinden,birlikte bir ömür sürmek istediğinden bahseder fakat evliliklerinin önünde ciddi engeller olduğunu fakat mutlaka halledeceğini söylerdi. Bu vaatlerle 3 yıl geçirmişlerdi. Sonra bir gün beklediği an geldi. Bir sahil kenarında otururlarken Oğuz,Şenay'ın ellerini ellerine aldı gözleri parıl parıl Şenay'ın gözlerine baktı ki Şenay'ın bir ömür veririm dediği bakışlardı bunlar. Ve 3 yıldır beklediği o cümleyi kurdu. "Şenay benimle evlenir misin? Ömrünü ömrüme katar mısın?" . Kalbinin sesinin dışardan duyulmadığına emin olamıyordu Şenay, çünkü her an göğüs kafesini parçalayıp çıkabilirdi oradan. Oğuz ondan cevap beklerken o çoktan Oğuz'lu bir hayatın hayalini kurup planlarını yapmaya başlamıştı bile. Aynı evde yaşayacaklar,geceleri birlikte yatacaklar,aşklarının meyvelerini her gün sevgiyle,şefkatle büyütecekler. "Evet,evet,evet diye bağırdı birden. 3 yılda biriktirdiği tüm evet'leri bugün,şu an kullanabilirdi. Hiç zaman kaybetmeden ailesine taşıdı konuyu. Oğuz ateist olduğu için annesi istemiyordu,fakat bir yandan da kızını kırmamak için babasına taşıdı konuyu. Gelsinler,tanışalım dedi babası. Dünyada o an için Şenay'dan daha mutlu bir insan olamazdı, çünkü
hayatının aşkıyla evliliğe ilerliyordu adım adım. Hiç zaman kaybetmeden Oğuz'a iletti babasının cevabını ancak bir terslik vardı. Oğuz kendisi kadar heyecanlı değildi. Ve Şenay'ı yaşarken mezara sokan o cümleyi kurdu. "Şenay. Ben kendimi evliliğe hazır hissetmiyorum... " Sonrasında bir şey söyledi mi hatırlamıyordu Şenay,cehennemin ateşini teninde hissettiğine yemin edebilirdi. Ona bir açıklama borçluydu Oğuz ve hafta sonu onun çalıştığı iş yerine gitti. Bir umut Oğuz'un kendisini yanlış anladığını,en kısa zamanda ailesiyle geleceğini duymasını beklerken bir darbe daha indirdi Oğuz. "Şenay ikimizde biliyoruz ki sen benden vazgeçemezsin. Bence biraz daha bekleyelim,ben herşeyi halledeceğim. " O gün ondan vazgeçmeye yemin etti Şenay. Yeminini milyon kere bozacağını bilmeden.

"Ne hissediyorsun. "

"Hissetmeyi bırakalı uzun zaman oldu. " Yıllarca milyon kere buluşmalarını,yüzleşmelerini hâyâl edip heyecanlanırken,şimdi ilginç bir şekilde hiç bir şey hissetmiyordu.

"Seni unutamadım Şenay. Senden önce,senden sonra bir sürü kadın girip çıktı hayatıma ama sen hep şuramda,en derinimde benimleydin. Yıllar önce yaptığım aptallık yüzünden kaybettim seni. Bir zamanlar,öptüğüm,bakışlarında,gülüşünde huzur bulduğum kadının başka bir adama ait olması fikri beni delirtiyor."

"Bunları konuşmak için sence de biraz geç değil mi.? Seni unutmadım Oğuz. Asla. Tek bir an bile. Ancak yine tek bir an bile suçlamadım seni,hep anlamaya çalıştım. Yıllarca sana ne hissetmeliyim diye sorgulayıp durdum kendimi. Ve en sonunda,eski iyi bir arkadaş kategorisine yerleştirdim. Lütfen. Lütfen,orada kal. Sensiz yirmi yılımın nasıl geçtiğinden haberin yok. Tahmin bile edemezsin. Ben senin hayatına giren herhangi bir kadın olduğuma ikna ettim kendimi ve kabullendim. Lütfen. Eğer zamanında bana birazcık değer verdiysen,tekrar yakma küllenen alevimi. " Karşısında mağrur bir duruş sergileyeceğine yemin ettiği hâlde,şimdi ona yalvarıyordu. Çünkü,çok iyi biliyordu ki yüreği Şenay'ın değil,Oğuz'un ağzından çıkacak kelimeleri kaale alıyordu. Yirmi yıl mücadele ettiği hâlde eğitememişti yüreğini. En azından Oğuz'a karşı.

" Ne demek bana biraz değer verdiysen Şenay. Benim hayatımda tek gerçek sensin. Ne yazık ki yıllar önceki aptallığım seni kaybetmeme sebep oldu. Unuturum sandım,gelir geçer sandım. Ancak şarap gibi,aşkın yıllandıkça daha da değerlendi,daha da güzelleşti. Ama haklısın yıllar önce bir kere mahvettim hayatını. Buna tekrar hakkım yok. "

Hakkı vardı. Şenay'ın yüreği üzerinde her türlü hakka sahipti Oğuz. Orada Oğuz'un hükümdarlığı hakimdi. Şu an kendini deli gibi Oğuz'un kollarına atmamak için zor tutuyordu kendini. Ancak gel gör ki başka bir adamın aşkının,ve bir meleğin sorumluluğunu almıştı. Bunları göz ardı edemezdi. Usulca kalktı oturduğu yerden. "Ben artık gideyim. Eşime bir saate dönerim demiştim." "Peki" dedi Oğuz. O da kalktı. İkisi de birbirinin aklından geçeni okuyabiliyorlardı. Son şanslarıydı bu. Birbirlerinin kokusunu çalmak ve geri kalan ömürlerinde saklamak için en fazla bir dakikaları vardı. Bir dakikalık telafi. Bir dakikalık günah. Bir dakikalık aşk. Bedenleri sıkı sıkı kenetlendi birbirlerine. Yirmi yılı bir dakikaya sığdırıyorlardı. Yürekleri iç içe geçmiş,kokuları birbirlerine bulaşmıştı. Usulca ayrıldılar. Birbirlerinin gözlerinden içtiler. Susuzluk nedir bilmezlerdi artık. Konuşmadan, sakince uzaklaştılar. Birbirlerine inat kurdukları sahte düzenlere geri döndüler.

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
2 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
2020 haziran ayında mutlaka yapacağın 3 hedef?