Giriş yap! Hesap oluştur!
Ara
Şifreni mi unuttun?
14 Mayıs 2018, Pazartesi 22:14
Satır arası tutku (7 bölüm) - Sözümoki

Satır arası tutku (7 bölüm)

Telefonun sesiyle araladı gözlerini. Göz kapaklarının kendiliğinden tekrardan kapanmasına izin vermemeye çalışarak konsolun üzerinde el yordamıyla telefonunu bulmaya çalışıyordu. Gecenin ileri saatlerine kadar Feyza ile muhabbet ettikleri için uykusunu alamamıştı. Telefonu kulağını götürürken esnemesine engel olamamıştı.
“ kahvaltı için erken bir saat mi?” cümlesiyle kendisini toparladı. Arayan Buğraydı. Garip bir heyecanla titrediğini fark etti. Kalbi bir kuş edasıyla çarpıyordu sanki. Kendini kontrol etmeye çalışarak. “ şey aslında olmaması gerek” dedi. Saçmaladığını düşünmüştü. Saattin şuan kaç olduğundan haberi bile yoktu.
Buğra’nın gülümsemesini telefona rağmen duyabilmişti. “ ben yarım saat sonra arayım istersen seni o zamana kadar en azından yüzünü yıkar kendine gelirsin”
Gizem “ yarım saatte kadar hazırlanırım bile” dedi. Kadınların çok yavaş olduğunu düşünmesi ister istemez biraz sinirlerini bozmuştu.
Buğra “ yarım saat sonra evden alırım o zaman seni” diyerek telefonu kapatmıştı kendisinin bir şey demesine izin vermeden. Telefon adabını öğrenmeliydi artık. Yüzüne kapattığı telefonlara sinir olmamak elinde değildi.
Ayağa kalktı hızlıca dolaptaki kıyafetleri çıkarıp üzerine tutuyordu. Hangisini giyeceğine karar verememişti. Buğra ile kahvaltı etme fikri kasıklarında tatlı bir acıya sebep oluyordu.
Odasında bulunan banyoya girdi. Soğuk suyla elini yüzünü yıkıyordu. “ kendine gel kızım” dedi aynada ki aksine. Ne olduğunu anlamıyordu. Heyecanlanmasına engel olmaya çalıştı. Ardından hızlıca tekrardan odasında geçti. Gözüne çarpan ilk elbiseyi eline aldı. Elbiseler her zaman çok fazla seksi göstermişti kendisini. Elbiseyi giymek üzereyken; Buğra’nın “ Şuan daha iyi. Doğrusunu söylemek gerekirse elbise sana yakışmıyor. Daha salaş kıyafetler tercih etmelisin.”cümlesi geldi birden zihnine. Buğra elbiseyi kendisine yakıştırmamıştı. Genelde tüm erkeklerin kendisini seksi bulduğu, elbise giydiğinde üzerinde ki çekim gücünün normal kıyafet giydiğinden en az on kat daha fazla dikkat çekerken Buğra bunun tam aksini söylemişti. Çok farklı bir kişilikle karşı karşıya olduğundan bu kadar heyecanlandığını düşündü. Yeni tezi için biçilmez kaftandı. Tüm bu acemiliği heyecanını bu sebebe yordu. Aksini düşünmek bile istemiyordu.
Ayaklarına dar paça bir kot geçirdi. Üzerine geçenlerde severek aldığı stramtez uçuk pembe olan kıyafettin göğüs kısmına beyaz danteller geçirilmişti.
Aynanın karşısına geçti. Saçlarını tepeden bağlayarak atkuyruğu yaptı. Dudaklarına parlatıcı gözüne kalem çekti. Bu makyajın yeterli olacağını düşündü. Gözleri komedine fırlattığı telefona kaymıştı. Buğra’nın verdiği yarım saat dolmuştu çoktan. Buğra’nın her ar arayacağını düşündü. Telefonu kotunun ön cebine iliştirerek spor çantasına; cüzdanını, güneş gözlüğünü, allık, pudra, ruj, kalem, tıkıştırıyordu.
Odasından çıktı hızlıca merdivenlere doğru koşar adım ilerlerken salonda ki tıkırtıları duydu. Başını salona doğru çevirmişti. Feyza elinde cips televizyon karşısında sit kom izliyordu.
Feyza’nın evdeki vardığını tamamen unuttuğunu düşündü. Salona doğru yönelirken telefon çalmaya başlamıştı. Buğra gelmiş olmalıydı. Telefonu araladı “ efendim”
Buğra “ yarım saatte hazırlanırım demiştin diye hatırlıyorum”
Gizem “ ben hazırım” dedi. Dün gece Feyza ile konuşmalarını hatırladı biran. Yalnız kalması hiç içine sinmiyordu. Arkadaşını eve geldiği ilk gün yalnız bırakmayı doğru bulmuyordu.
Buğra’nın “aşağıda bekliyorum” sesiyle irkildi.
“yukarı çıkar mısın rica etsem?” dedi birden istem dışı. Farkında olmadan telefonu kapatmıştı.
“ Feyza” dedi sesinin yüksekliğini sesi çıktıktan sonra fark etmişti. Feyza o kadar dalmıştı ki sit koma ne telefonu ne Gizem’in konuşmalarını duymuştu. Başını Gizem’den tarafa çevirerek “efendim cici”
Gizem heyecanına engel olmaya çalışarak “ misafirimiz var.” Dedi. Feyza başını çevirdi. “ e ne var bunda”
Gizem Feyza’ya baktı üzerini değiştirmemişti. Boxer ve asklı beyaz düz atlet ile televizyon karşısında elinde cipsle çok abes duruyordu. Buğra’nın Feyza hakkında ne düşüneceğini kestiremedi. “misafirimiz erkek de” dedi düşündüklerini Feyza’ya anlatmaya çalışarak. Feyza “hım anladım tamam canım” diyerek ayağa kalktı. Cipsi sehpanın üzerine bıraktığı sırada zil çaldı. Feyza odaya doğru ilerlerken Gizem kapıya doğru ilerledi. Kapıyı açtı. Karşısında ki Buğra’yı içeri davet ederken Buğra “ Hazır olduğun halde neden aşağıya inmedin de beni sürükledin buraya anlamadım ”dedi. Ses tonu bir açıklama bekler gibi tek düze çıkmıştı.
Gizem salona girmekte olan Buğraya açıklama yapmaya hazırlanıyordu ki Buğra’nın yüz çizgilerinde ki değişimi fark etti. Gülümsüyor olmasının sebebini anlamaya çalışıyordu.
“ ev de sen haricinde biri var sanırım”
Gizem “ nasıl anladın” dedi etrafa baktı şaşkınlıkla. Feyza’ya ait hiçbir şey görünmüyordu ortada.
Buğra “ televizyonda sit kom var artı evinde ki misafir biraz pasaklı sanırım” dedi cipsi ve yere dökülen cips kırıntılarını göstererek. “ kahvaltıyı iptal edebilirdik eğer misafirin olduğunu söylemiş olsaydın”
Gizem gülümsedi. “ hazırlanıp çıkacağım an fark ettim Feyza’yı tamamen unutmuştum”
Bu esnada Feyza odasından çıktı. Üzerinde ki tek değişiklik bacaklarına siyah bir eşofman altı geçirmesiydi.
Gizem, Feyza’yı göstererek “ arkadaşım Feyza” Feyza’ya gülümsedi “ Buğra” dedi önüne bir sıfat koyamadı.
Feyza “ bu Buğra’nın soyadı Sönmez olan Buğra mı?” dedi. Dün gece sadece hastası olduğunu ima ettiği kişiyi Pazar günü karşısında görmüş olmasına sinirlenmiş görünüyordu.
Buğra Feyza’ya doğru yaklaştı. Elini uzattı Feyza’ya “ Hem pasaklı hem de suratsız olmayı başarabilmek erdem gerektirir” dedi. Ses tonunda aşağılamadan çok Feyza ile samimiyet kurmaya çalışıyor gibiydi. Ses tonu yumuşacık çıkmıştı.
Feyza burnunu kaldırdı. Buğra’yı süzdü baştan aşağıya “ Sen de bir hastaya göre fazla iyimsersin” dedi. Gizem’in yalnızca hasta demesine gönderme yaptı. Göndermeyi anlayıp anlamadığını görmek istercesine bakışlarını Gizem’in gözlerine dikti.
Buğra uzattığı elin boşta kalmasına aldırmadan “ belki ki dün gece uyumamışsın. Stresli bir dönem geçirdiğinde her halinden belli… Biz bugün Gizem ile kahvaltıya çıkmayı planlamıştık. İptal olmadıysa eğer ki olmuş görünmüyor. Hep beraber çıkalım”
Feyza dilini ağzının içinde gezdirdi. “ sen aşağı insene biraz “ –gözlerini Buğra’ya dikti ardından- “biz birkaç dakika konuşalım Gizem hanımla” dedi.
Gizem Feyza’nın bu kabalığı için Buğra’dan özür dilemeye hazırlanırken. Buğra gülümsedi “ tamam bana uyar.” –uzattığı elini hala çekmemiş olduğunu fark etti.- “ garip olan bu tanışma için özür dilerim.” dedi. Bakışlarını Feyza’nın gözlerine dikti. Feyza’nın davranışlarını inceliyor görünüyordu.
Feyza Buğra’nın uzattığı ele uzattı elini “ Feyza Atahan” tok ve kestirip atar gibi söylemişti.
Buğra “tanıştığıma memnun oldum. Ben aşağıda bekliyorum ikinizi de”
Salondan çıkarken Gizem ile göz göze geldiler. Buğra gülümseyerek göz kırptı. Gizem çok mahcup olmuştu bakışlarını yere indirdi. Buğranın salondan çıkmasıyla
Feyza “ bana yalan söyledin.” Dedi. İri olan gözleri daha da irileşmişti
Gizem yutkundu “ sana yalan söylemedim Feyza.” Aşırı tepki verdiğini düşünüyordu Feyza’nın. Zaten yaşadığı 15 dakikanın hepsi çok garipti anlayamıyordu. Buğra gibi ukala küstah birinin Feyza karşısında anlayışlı ve kibar olması bugün yaşadığı en garip olaylardan biriydi. Feyza’nın sinirlendiği zaman ne kadar küstah ve ukala olduğunu geçmiş yıllardan öğrenmişti.
Feyza “ dalga mı geçiyorsun benle. Sen ne zaman bir hastanla kahvaltıya gittin. Sen ne zaman bir hastanı evine davet ettin. Gizem ne oluyor burada. Bu adama tanıştırırken bir sıfat kullanmadın bile.”
Feyza söylemiş olduklarında tamamen haklıydı. Şuana kadar yapmadığı birçok iltiması Buğra’ya geçiyordu. Ama bunu sebebini kendi bile henüz çözememişken Feyza’ya nasıl anlatırdı. Başını önüne eğdi “ Buğra sönmez son seansım için bana yüklü miktarda bir çek gönderdi. Bende buna çok kızdım çeki kendisine vermek için buluştuk gazetenin otoparkında ve silahlı saldırıya uğradık. Çok korkmuştum beni evime getirdi. Ve özür için de pazar günü kahvaltıya çıkarmak istedi. Bende kabul etmiştim hepsi bu.” Hiçbir duygu katmadan tek düze bir sesle anlatmıştı. Gözlerini gözlerine dikti.
Feyza “ne dedin sen silahlı saldırı mı?”
Gizem başıyla onayladı. Feyza’nın gözlerinde ki endişeyi okuyabiliyordu. Eliyle kendisine sakin olması için dikte veriyordu. “ ve sen bunları bana dün anlatmadın”
Gizem “ yeterince kötüydün bir de bunu düşünmeni istemedim.” Dedi. Aslında bunu söyleyip söylemek istemediğini o an için düşünmemişti.
Feyza elini şakaklarında gezdirdi. “ tamam, neyse ne git çocuğu bekletme hadi” dedi. Sakinleşmeye çalışıyordu.
Gizem “ sen gelmiyor musun?” Buğra’nın kendisini de davet ettiğini vurgulamak ister gibiydi ses tonu.
Feyza elini olumsuz anlamında salladı. Ardından kanepeye doğru ilerledi. Sehpanın üzerinde ki cipsi aldı. Kanepeye uzanırken “ size afiyet olsun”
Gizem dudaklarını gevdi. “ yalnız kalman seni daha da huzursuz bırakacak. Gel işte bir hava değişikliği olur sana da.”
Feyza “ Gizem şuan yalnız kalmaya ihtiyacım var. Hem düşünmek hem sakinleşmek için. Hadi git sende çocuk ağaç oldu aşağıda”
Gizem “ geç kalmam merak etme.”
Feyza “ sorun değil. Bende çıkacağım 1 saatte. Anahtarı paspasın altına bırak kim erken gelirse o açar girer”
Gizem “ nereye gideceksin ki sen” dedi sesinde merak vardı.
Feyza “ işlerim var biraz. Görüşürüz akşama”
Gizem “ tamam” diyerek çıktı salondan.
Hızlı adımlarla aşağıya indi. Buğra’yı arabasının önünde karbortaya yaslanmış gökyüzünü incelerken buldu. “ olanlar için çok özür dilerim. Aynı zamanda beklettiğim için de özür dilemek isterim”
Buğra “ arkadaşın gelmiyor mu?” dedi. Gizem’in söylediklerini duymamış gibiydi.
Gizem “ üzgün olduğunu işleri dolayısıyla gelemeyeceğini söyledi” dedi. Buğra’nın Feyza konusunda neden bu kadar ısrarlı olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Buğra “ tamam hadi o zaman gidelim” diyerek arabasının kapısını açtı. Gizem arabaya geçerken düşüncelerini arabanın dışında bırakmayı ummuştu.
Buğra arabayı çalıştırırken Gizem’e baktı. Gülümseyerek “ sorgu iyi geçmemiş sanırım. Dalgınlığına bakılırsa aklın evde”
Gizem gözlerini önündeki topido gözünü dikti. “ böle bir durumla karşılanmanı istemezdim gerçekten.”
Buğra bir kahkaha attı “ sorun değil.” – kısa bir nefes aralığı- “ seç” dedi. –parmağıyla ayrılan şeritleri göstererek-
Gizem şeritlere baktı. Hangi yolun nereye gideceğini tahmin etmeye çalıştı. Ardından akışına bırakarak “ sol”
Buğra arabayı sola kırdı. Gaza yüklenirken “ e anlat bakalım. Şu davetsiz misafir nerden çıktı.”
Gizem gülümseyerek. “ Feyza üniversiteden arkadaşım. İzmir’deydi kısa bir süreliğine bir iş seyahatindeydi. Döndü”
Buğra “ döndü derken. Ev arkadaşın mı ki” soruda merak vardı.
Gizem “ Feyza’nın hiçbir zaman evi olmamıştır ki. Göçebe yaşardı. Üniversite döneminde bile öyle idi. Ta ki dün geceye kadar işte.”
Buğra bakışlarını Gizem’e çevirdi. “ nasıl yani artık beraber mi yaşayacaksınız. Artı bir insan nasıl göçebe yaşar ki” dedi. Gizem’in söylediklerini çek etmeye çalışıyordu.
Gizem tebessümle beraber “ Feyza mimardır. İşinde başarılı bir mimardır hem de. İşini aldığı evde yaşar. Ona göre tadilat onarım yapar özgün çalışır. İşi bittiğinde de otelde kalır çoğu zaman. Ama ben işinin bittiğini görmedim”
Buğra bir kahkaha attı. “enteresan. Şimdi neden senin evinde”
Gizem “ problemleri var biraz zaten ne zaman dağıtsa ki dağıttığı dönem çok azdır benim yanıma gelir. Ama ilk kez bir evden ve bir ofisten bahsetti. Yani bu sefer ki dağıtma birkaç günlük değil”
Buğra “ senin mimar göçebe hayattan sıkıldı desene.” Dedi. Ofis ve ev konusundaki fikir değişikliğinin sebebini düşünmüş gibi.
Gizem “ belki de zorunlu kalmıştır bilemiyorum.”
Buğra “ belki de sevgili yapmıştır. Düşünsene göçebe hayat yaşayan bir sevgilin olduğunu nerdesin Venedik’teyim. Akşam arıyorsun Paris’e geçtim diyormuş”- bir kahkaha- attı. “ böle bir kadına sürpriz de yapılmaz”
Gizem kahkahasına eşlik ederek “ sürpriz yapabilecek bir erkek olduğunuzu düşünmüyorum”
Buğra “ haksızlık ediyorsun bana doktor. Ben bazen iyi bir adam olabiliyorum.” Yüzüne masum bir çocuğun mimiğini takmıştı.
Gizem “ eminim öyledir.” Dedi. Yüzünde ki tebessümü bozmayarak
Buğra “ arkadaşına yardımcı olmak isterim. Birçok emlakcı arkadaşım vardır. İkisinin irtibat kurmasını sağlayabilirim.”
Gizem “ iletirim kendisine.” Telefonunun çalmasıyla dikkatini telefona verdi. Telefon ekranında ‘cicim’ yazıyordu.
Telefonu araladı “ efendim cicim.”
“ Gizem ben banyoda ki musluğu kırdım. Nasıl oldu diye sorma ama buraya acil bir tamirci gönder lütfen. Umarım telefonu vardır ben kahretsin” diyerek telefon kapandı.
“Feyza orda mısın?” telefondan ses gelmiyordu.
Buğra Gizem’e baktı “ ne oluyor?”
Gizem “ Feyza banyoda ki musluğu kırmış. Tamirci gönderme mi istiyor?”
Buğra “ Pazar günü hem de” arabayı çevirdi hemen “ Allahtan çok uzaklaşmadık evden. Bir 10 dakikaya eve yetişiriz”
Gaza yüklendi. İbre 180 ‘i bulunca Gizem gerilmeye başlamıştı. Hız başını döndürmüştü. 10 dakikadan daha kısa bir sürede evin önüne gelmişlerdi. Buğra alelacele arabayı evin önüne park etti. Gizem ile beraber yukarı çıktılar. Gizem paspasın altında ki anahtarı alarak kapıyı araladı.
Antre de ki suları görünce endişelenmekte haklı olduğunu düşündü. Direk banyoya ilerlediler. Banyonun kapısı aralıktı. Feyza üzerinde ki beyaz tişörttü çıkarıp musluğa giden boruya tıkmıştı. Yerde tornavida pense ve irili ufaklı birçok bıçak vardı. Küvettin içi toprak doluydu. Artı telefonda suyun üzerinde yüzüyordu. Musluğun başında ki contayı çıkarmaya çalışıyordu Feyza.
Dağılmış ve ıslanmış saçları üzerinde ki siyah sutyen ve ıslanmış eşofman altıyla karşılarındaydı Feyza.
Buğra Feyza’nın elinde ki musluğu alarak “ bir bakayım dedi”
Feyza “ sorun conta da değil.” Dedi. Musluğu elinden bırakarak musluğa giden boruya tıktığı tişörtü çıkardı. Boru kırılmıştı. Buğra gülümseyerek “ Nasıl başardın bunu kırmayı” dedi. Şaşırmış görünüyordu.
Feyza “ zor olmadı” – Gizem’e döndü.- “ bu evin mimarını yapan adam da hiç mi akıl yoktu Allah aşkına. Su tesisatı zemin katta olabilir mi bu nasıl bir akıl. Her yer berbat oldu.”
Gizem görmüş olduğu manzara karşısında şok olmuştu. Dili tutulmuş gibi “ ben” dedi.
Feyza yüzüne gelen saçları elinin tersiyle çekmeye çalışarak “ bu arada siz neden geldiniz ki” dedi. Yenice bir şey hatırlamış gibi.
Buğra “ yardım için gelmiştik de yapılacak pek bir şey yok aslında” dedi. Su tesisatsı kesilerek suyun akması engellenmişti. Sorun muslukta olamadığı, musluğa giden borunun kırıldığından dolayı gerçekten de bir tamirciye ihtiyaçları vardı.
Gizem banyoda bulunan çekmeceden kuru bir havlu uzattı Feyza’nın kollarına. “ berbat görünüyorsun” vücudunda pas su ve toprak iç içeydi.
Feyza “ evet acil tarafından bir duşa ihtiyacım var.” – gülümsedi- “ 2 sokak ötede bir otel vardı”
Gizem de gülümsedi. “ oteller kadar tesisat ustalarıyla da aran iyi olsaydı keşke.”
Feyza başını olumsuz anlamda salladı “ ben seninde bir otele ihtiyacın olduğunu düşünüyorum.” – musluğun borusunu gösterdi – “ en az bir haftalık işi var ustanın. Tesisat birbirine bağlı yapılmış. 3 katta aynı tesisat üzerine kurulmuş. Boru miadını doldurmuş. Normalde 5 yıl da bir bunun değiştirilmesi gerekti. Lakin bu borular en az benim yaşımda olmalı.”
Gizem “ belki de abartıyorsun sadece boruyu değiştirir tesisatçı ve her şey normale girer” dedi. Evinden bir hafta ayrılma düşüncesi tuhaf gelmişti.
Feyza “ geçici bir çözüm olur. Dua et ki musluk borusu patladı. Gider borusu patlasaydı durum iğrenç olurdu.”
Buğra banyo dolabının üzerinde ki ıslak mendil kutusunu Feyza’ya uzatarak “ kabataslak çeki düzen ver kendine de çıkalım dışarıya. Siz hala acıkmadınız mı ben kurt gibi acıktım.”
Feyza Buğra’nın uzattığı ıslak mendil kutusunu elinin tersiyle itti. “ benim daha iyi bir fikrim var. Siz salona geçin 10 dakika sonra dışarı çıkarız.” Diyerek odasına gitti.
Buğra “ ıslak mendil olmadan nasıl temizlenebilir ki” dedi. Çevresinde suya dair tek şey antrede akan pasla karışık akmış olan suydu.
Gizem cebinden telefonu çıkardı. Buğra’nın sorusunu duymamış gibiydi. Rehberden çevirdiği numara cevap verdi. “ gülsüm hanım evime gelebilir misiniz acil temizlik yapılması gerek de” olumlu cevap almanın rahatlığı ile telefonu kapattı.
Buğra “ sen iyi misin?” dedi. Gizem’in dalgınlığı dikkatini çekmişti.
Gizem salonda bulunan koltuğa bıraktı kendisini “ iyiyim.” Diyebildi. Çok yorgun hissediyordu. Gün içinde ki tempo gerginleştirmişti.
Buğra parmaklarını Gizem’in anlına değdirdi. Gizem ürpermişti biranda. Parmaklarında ki sıcaklığın altında ezildiğini hissetti. Kendisini uzaklaştırmak için ayağa kalkmaya çalışırken Buğra “ yüzün çok solgun görünüyor” dedi. Davranışının açıklamasını yapma gereksinimi duymuştu.
Gizem gülümsemeye çalışarak “ Kan şekerim düşmüş olmalı.”
Buğra “ sen dinlen biraz ben sana şekerli bir bardak su getireyim” diyerek mutfağa doğru ilerledi
Gizem arkasından baktı. Buğra’nın. Kalkmaya çalıştığı koltuğa gömüldü. Düşünmemeye çalışsa da zihni çoktan içinde ki kaosun dehlizlerinde kaybolmuştu. Son 2 saat içinde art arda sıralanmış tümleçlerin anlatım bozukluğuna sebebiyet vermesi gibiydi. Feyza’nın içinde yaşamış olduğu devinimler hareketlerine yansımış hırçınlaşmışken, Buğra ise ne olduğunu anlamadığı bir etkenden dolayı pozitif idi. İlgili anlayışlı ve bir o kadar yardımsever. Son iki buluşmalarında ki değişimi uğradıkları silahlı saldırıya yormuştu. Peki ya Feyza’ya olan davranışları… İlk tanışmalarını düşündü. Vakur ve bir o kadar umursamazdı. Cümlelerinde kinaye, tezatlar vardı. Şuan ise… Düşünmemeye çalıştı. Feyza’ya karşı bu ilgisine aldırmamaya çalıştı. Arkadaşına gösterilen ilgiden rahatsız olduğu için kendisinden utanıyordu.
Buğra elinde bir bardak meyve suyu ile gelmişti. Gizem meyve suyuna uzanırken “ teşekkür ederim.”
“ seni biraz rahatlatır. Şekerli su için su bulamadım gerçi ama belki küçük ekmek arası bir şeyler ayarlayabilirim sana” yüzün solgun olmasından tedirgin olmuştu.
Gizem “ teşekkür ederim ama hiç gerek yok. Meyve suyu kendime getirir birazdan beni.” Dudaklarının arasına götürdü bardağı. Meyve suyunu yudumladı yavaşça. Kendini daha iyi hissetmişti.
Salon da Feyza belirdi. Süper mini bir etek, üzerinde beyaz askılı spor bir atlet vardı. Kot mini eteğe beyaz atlet yakışmıştı. Tenini esmerliğine renkler tamamlıyor gibiydi. Saçlarını briyantin kullanarak dikmişti. Dudağında parlatıcı kullanmış sadeliğini bozmamıştı. Göz makyajını turkuaz mavi yaparak dikkati gözlerine çekmeyi ihmal etmemişti.
Gizem gülümsemeye çalışarak “ suyu nerde buldun cicim” duş yaptığı her halinden belliydi.
Feyza bir kahkaha atarak “ anlatsam kızarsın o yüzden detayları geçelim. Artı bir tane tesisatçı buldum irtibata geçtim bir saat içinde burada olacak.”
Gizem bakışlarını Feyza’ya dikerek “ anlatsana sen şu on dakika da tüm bunları nasıl yaptın”
Feyza dudak bükerek “ senin şu köşede ki kuaför var ya dün gittiğimiz onun yanına gittim kadın beni o halde görünce sordu tabi bende duş alırken kadına olayı anlattım o da tesisatçı bulmak için harekete geçti o sırada hazırlandım ben ardından tesisatçıyla konuştum buradayım hayatım”
Gizem şaşkın ve bir o kadar tedirginlikle “ sen köşe başına kadar o kıyafetlerle yürüdün mü?”
Feyza “ canım ne vardı kıyafetlerimde sadece biraz kirliydi.” Söylemiş olduğu cümleye inandığı her halinden belliydi.
Gizem elini şakaklarında gezdirerek “ sen beni delirteceksin cici”
Feyza gülümseyerek “ açım dememiş miydin sen ey hasta gidip tıkınalım hadi” dedi bakışlarını Buğra’ya dikerek.
Buğra o kadar eğleniyordu ki Feyza ile Gizem’in tartışmalarından uzaktan izlemek yetiyordu. Araya girme niyetinde değildi. Feyza kendisine taş atmasa yokluğunu unutturup üçüncü şahıs olmaya devam edebilirdi. “ tamam, artık hazır olduğumuza göre çıkabiliriz”
Gizem Buğra’nın varlığını tamamen unutmuştu Feyza ile tartışırken… Gömüldüğü koltuktan ayağa kalkarken “ gününü rezil ettiğim için gerçekten çok özür dilerim”
Buğra Gizem’in kulağına fısıltıyla karışık “ inan ben çok eğleniyorum.”
Evden uzaklaşırlarken Buğra yan tarafında oturan Gizem’e dönerek “ ben bir şeyi merak ediyorum eve temizlikçi ve tesisatçı gelecek lakin nasıl içeri girecekler.” Gülmemeye çalışsa da kendine engel olamadı.
Gizem “ haklısın ya ben tamamen unuttum onu.” Cebinden telefonu çıkardı. “ gülsüm hanım ne zaman evde olursunuz acaba biz dışarı çıktık. Eve tesisatçı gelecek bir saate bir saat içinde evde olur musunuz? ... Tamam, teşekkür ederim… Ev size emanet iyi günler” diyerek telefonu kapattı.
Feyza “ her şey yolunda mı balım” dedi elini arka koltuktan Gizem’in omzuna bırakarak.
“ evet, cicim her şey yolunda 10 dakikaya Gülsüm Hanım evde olurmuş. Böylelikle hem tesisatçı hem de gülsüm hanım evi toparlayabilirler.
Feyza “ kusura bakma hem evini hem de gününü berbat ettim”
Gizem gülümseyerek “ gün bitmedi henüz cici. Telafi edebilirsin.”
“tamam, cici borcum olsun”
Araba da sessizlik olmuştu. Gizem bakışlarını arabayı kullanan Buğra’nın üzerinde kaçamak bakışlarıyla izliyordu. Buğra arabaya bindikleri an itibariyle hiç konuşmamıştı.
Gizem “ nereye gidiyoruz” dedi. Buğra’nın konuşmasını ister gibi.
Buğra “ güzel kahvaltıları olan güzel bir mekân öle çok ahım şahım olmasa da manzarası güzel”
“ merak uyandırmada üstüne yok”
Arabanın yönünü otoban yolundan dik rampa bir yola çevirerek. “ merak iyidir. Mekânı sevdirir”
Buğra’nın cümlesinin üzerine camdan dışarı baktı. Uzun uzun izledi. Karışık ağaçların içinde çam ağaçları kendisini gösterme çabasındaydı. Arabanın kendini sendelemesiyle bakışlarını yola çevirdi. İrili ufaklı taşların yola engel çıkarması hoşuna gitmişti. Vücudunun araba içinde sallanışı masaj etkisi yaratıyordu üzerine. Başını arka koltuk da ki Feyza’ya çevirdi. Feyza’nın bakışlarının tavanda sabit durduğunu fark etti. İçinde bir şeyler tasarladığına emindi. Aklından neler geçtiğini tahmin etmeye başladı. Kaan’ı düşünüyor olabilme ihtimalini düşündü. Dün Kaan’dan bahsederken onu önemsemediğini sildiğini söylemiş olsa da Kaan’ın cümlelerinin Feyza’ya çok zarar verdiğini görebilmişti. Evlilikten eşten çocuktan bahsederken ki tavırları geldi aklına. Kaan’ın kullanmış olduğu cümleyle o kadar zıttı ki…
Arabanın durmasıyla bakışlarını mekâna çevirdi. Yeşilliklerin arasında küçük fakat bir o kadar şirin kulübeyi andırsa da mistikti…
Dışarıya tahta masa ve sandalyeler atılmıştı. Bir masaya doğru ilerlerken Buğra “ Gizem” dedi.
Gizem Buğra’nın ismini hiçbir sıfat kullanmadan kullanması çok hoşuna gitmişti. “ efendim” dedi
Buğra suyun içerisinde olan masayı göstererek “ bizim masamız orası” dedi. Ardından masaya doğru ilerlemeye başladı. Ayakkabıları su geçirmez asker botu olduğundan suyu hiç önemsemeden dereyi andıran su birikintisinin içindeki masaya geçti.
Gizem düz bir sandalet giydiği için zorlanmamıştı masaya geçmekte. Bakışlarını Feyza’ya çevirdi. Feyza’yı göremeyince arkasında Buğra’ya dönerek “ nereye kayboldu bu kız”
Buğra gülümseyerek “ arkadaş senin neler yapabileceğini ben kestiremiyorum”
Gizem masadan kalkmaya hazırlanırken Buğra “ bırak kızı ne yapmak istiyorsa yapsın sen ve ben artık bir şeyler atıştıralım. Yüzün hala solgun”
Gizem Buğra’nın kendini bu kadar düşünmesi kalbinde kelebekler uçurmasına yetmişti. “peki” diyerek masaya tekrardan oturdu. Masaya yaşlı bir adam yaklaşıyordu ağır adımlarla.
Buğra “ Rüstem reis”
Yaşlı adam bakışlarını Buğra’ya dikerek “ hoş geldin evlat. Pazarları olmasa yüzünü göremeyeceğiz artık.” Su birikintisine geçerek yanına ulaştı. “ hanım kızımıza ne tavsiye edeceksin bakalım dedi. Elinde ki menüyü ortaya koyarak; Gizem menüye baktı kargacık kurgacık özensizce yazılmış menüye baktı.
Buğra gülümseyerek “ Rüstem reis sen bize kahvaltılık neyin varsa hepsinden getir ama bana ayrı yeten mıhlama getir canım uzun zamandır çekiyor.
Rüstem reis Gizem’e dönerek “ kızım sana da mıhlama getireyim mi?”
Gizem mahcup “ hiç tadına bakmadım ama ismi güzel” dedi.
Buğra gülümseyerek “ Rüstem amca Karadenizlidir. Ve mıhlama Karadeniz özgü bir şeydir tavsiye ederim”
Gizem “ tamam o zaman bende istiyorum Rüstem Bey”
Rüstem Reis yanlarından ayrılırken “ çok sık geliyor olmalısın buraya”
Buğra “ burayı seviyorum. Kalabalık değil küçük bir yer bir o kadar da lezzetli kahvaltılıkları.”
Gizem etrafına bakındı araba görememişti. Kendilerinden başka da kimse yoktu. “ aslında biraz çeki düzen verilse buraya birçok müşteri geleceğine eminim.”
Buğra “ Rüstem reis de valide de yaşlı insanlar. Burası ailelerinden kalan bir yer o görmüş olduğun küçük yer evleri. Alt kat sonradan sadece mutfak olarak kullanılmaya başladı. Sadece Perşembe ve Pazar günleri açıktır insanlara gerçi yabancı gelmez daimi 10 müşterisi vardır. Biri de ben. Onlar da müşteriden çok evlatları gibidir. Zaten emeklisi Rüstem reise yetiyor bu kahvaltılık ikisi için de hobi. Çocukları olmamış ve yalnızlıktan kaçmak için bu yöntemi bulmuşlar.”
Gizem Buğra’yı dinlerken o kadar huzur doldu ki “ peki Rüstem reisle yollarınız nerde birleşti. Nasıl keşfettin burayı.”
Buğra elini şakaklarına götürdü. “ Aslında hoş bir zamanda karşılaşmadık Rüstem Reisle. Arazi mafyası zorla ellerinden almak istemişti arsayı ve evi. Buraya 5 yıldızlı bir otel yaptırıp bu izbe ucube göz zevkini bozan manzarayı düzeltmek istiyorlarmış güya. Rüstem amca da valide de satmak istememişler. Rüstem amcayı tartaklamışlar. Fark ettiysen aksaktır ayağı eklem yerine kurşun isabet etmiş. Hastane de röportaj yaptık ardından da haber polisin eline kanıt sunabilmek için çok uğraştık ama sonunda arazi mafyasından kurtardık hem burayı hem Rüstem amcayı.”
Rüstem Reis elinde bir tepsi ile kendilerine gelirken gördü Gizem. Buğra ayağa kalkarak Rüstem Reis’in yanına koştu. Elinde ki tepsiyi aldı. Masaya doğru ilerlerken “ ne zahmet ettin evlat ayıp ettin ha yaşlandık mı biz sanki”
Buğra “ hiç öle şey düşünür müyüm Rüstem reis ayıp ediyorsun gençleri cebinden çıkarırısın.”
Masaya tepside ki tabakları koyarken “ Rüstem Reis etrafta mini etekli beyaz askılı güzel bir kız gördün mü?”
Rüstem reis “ Feyza kızı mı sorarsın sen” dedi.
Buğra şaşırarak “tanışıyor musunuz siz Feyza ile”
Rüstem reis “ uy da… Evlat sana bahsetmiştim ya bundan birkaç ay önce Feyza kızdan. Hatta valide kriz geçirirken o bir şeyler ettiydi doktorlar o kızın yaptıkları olmasa geç kalınırdı dedidiydi o kız Feyza kızdı işte.
Buğra “ bilmiyordum. Tuhaf bir rastlantı oldu. Nerde şuan Feyza...”
Rüstem Reis güldü “ her zamanki yerinde da validenin yanında hem siparişleri hazırlıyor hem de tıkınıyor validenin kıyafetlerini giydi yine şaklabanlık yapıyor. Valide anlatır ya hani kızım olsa bu denli severim diye. İyi anlaşıyorlar mıhlamayı da bizim kız yaptı kıvamı tutturmayı öğrendi iyice onu bizim Karadeniz delikanlılarına verem bu gidişle.”
Buğra bir kahkaha attı. “ iyi senin kıza söyle şimdiden hazırlasın çaylarımızı.” Rüstem Reis’in yanlarından ayılmasıyla başını Gizem’e çevirdi. “iyi kandırdın beni doktor. Bende daha önce hiç gelmemişsin gibi burayı sana anlatıyordum” ses tonu samimiydi ama kelimeler soğuktu.
Gizem “ ben daha önce gelmedim buraya.” Dedi tüm samimiyetiyle.
Buğra “ yakın arkadaşın seni bunca zaman getirmedi mi buraya yani. Beni yeni tanıyor olmana rağmen ben bile getirmişken.” Sertleşmişti ses tonu.
Gizem masanın üzerindeki çatala götürdü. “ ister inan ister inanma gelmedim daha önce bu mekâna Feyza’nın da böle bir mekândan bahsettiğini hatırlamıyorum. Büyük ihtimal bahsetmedi. Bu konuda daha fazla konuşmak istemiyorum” ses tonu fark etmeden yüksek çıkmıştı.
Buğra gülümsedi “ tamam, sustum. Ne kadar çabuk sinirleniyorsun sen”
Gizem “ ne yani az önce sen ciddi değil miydin söylediklerin de” kendisine blörf yapmış olabileceğini düşünerek..
Buğra bir kahkaha atarak “ değildim tabiî ki de Rüstem Reis Feyza’dan bahsederken çok şaşırdın. Daha önce beraber gelmiş olsaydınız şaşırmazdın değil mi?”
Gizem “ sana hiç” – dudaklarını arasında dişlerini gevdi – “ küstah olduğunu söyleyen oldu mu?”
Mıhlamaya çatalı batırdı. Çatalı mıhlamanın içinde çevirdi “ aç ağzını Gizem hanım.” Çatalı Gizem’in dudaklarının arasına götürdü. Dudaklarının arasındaki mıhlamanın tadına bakarken çenesine bulaşan mıhlamaya parmaklarını götürdü.
Buğra büyük bir çatal aldı ve mideye indirirken” senin arkadaşın da marifetliymiş. En az valideninkiler kadar iyi.
Gizem “tadı çok farklıymış yani şey gibi ne var bunun içinde”
Buğra “ sen beğenmedin sanırım. İçinde mısır unu bolca tereyağı yumurta var”
Gizem “ farklı damağımın tadına alışması gerek sanırım daha sonra sevebilirim”
Buğra “ peyniri ve tereyağını tatmanı tavsiye ederim. Trabzon’dan gelme el yapımı. Gerçi reçelleri de valide yapıyor kendi eliyle.”
Masada bulunan reçel ve peynir çeşitlerine baktı. Hepsinin tadına bakmasa da bir kaçının tadına baktı. Birbirinden lezzetliydi. Masaya o kadar çok gömülmüşlerdi ki masaya yaklaşan gölgeyi fark edemediler.
“ çay siparişiniz varmış gençler.”
Gizem başını kaldırdığında Feyza’yı şalvar ve kendisine birkaç beden büyük tişörttün içinde görünce şok oldu. Başına bağladığı yemeniye baktı.
“ ne olmuşun kız böle”
Feyza “ güzel değil mi benim çok hoşuma gidiyor.”
Buğra araya girerek “tek kelime mükemmel. Çok daha sempatik görünüyorsun.” Gözlerini Feyza’dan alamamıştı.
Feyza “ ağzın iyi laf yapıyor hasta” - masaya çayları bıraktı. Masada ki boş tabakları tepsiye koyarken Buğra’ da kendisine yardım ediyordu. Bir ara Buğra’nın eli Feyza’nın elinin üzerine değdi. Buğra elini çekerken “ eline sağlık mıhlama tam kıvamındaydı.”
Feyza “ önemli değil.” – bakışlarını Gizem’e çevirdi. “ sen beğendin mi gerçi sen mısır ununu sevmezsin hiç “
Gizem “yoo güzeldi eline sağlık canım.”
Feyza tam yanlarında ayrılmaya hazırlanıyordu ki birden arkasına dönerek “ Gizem telefonunu alabilir miyim bir mahsuru yoksa”
Gizem çantasının gözünden telefonunu çıkarırken “ bir sorun yok değil mi cici.”
Feyza “ yok canım ne sorunu Mert’i arayacağım gelip beni alması için. Burası güzel ama benim de artık düzene koymam gereken bir hayatım var. Birkaç gün daha evinde kalırsam evine daha fazla zarar verebilirim.”
Gizem “ saçmalama cicim o ne biçim söz. Hem Mert’i neden arıyorsun ki” dedi. Mert ile Buğra’nın karşılaşmasını istemiyordu. Bunun neden istemediğini düşünmek istememişti.
Buğra “ beraber geldik. Beraber gideriz. Ben seni istediğin yere bırakabilirim eğer senin için sorun yoksa.”
Feyza “ bana iyi davranmak zorunda değilsin. Yeterince fazlalık oldum zaten” ardından gülümsemeye çalışarak “ günün geri kalanını planlarınızı bozarak geçirme niyetinde değilim.”
Gizem Feyza’ya kızgın bir bakış attı. Eskiden de Mert ile kendini yalnız bırakmak için böle davranışlar sergilerdi. Buğra’ya Mert gibi davranması sinirini bozmuştu. Buğra ile bir ilişkisi yoktu. Sadece sıradan bir hastasıydı. Bunu Feyza’ya yüksek sesle söylemek istedi. Lakin Buğra’nın yanlarında olması buna engeldi.
Buğra “ oradan nasıl görünüyorum bilmiyorum ama ben gelenekçiyim. Benimle beraber gelen bir kız benim yanımda başka biriyle gidemez bu bana yapılan büyük bir saygısızlık olur. Bilmem anlatabildim mi?” yumuşak bir ses tonuyla söylemişti bu cümleyi.
Feyza “ hey sen beni malın eşyan filan mı sanıyorsun” dedi sinirlenmişti. “ ben istediğim zaman biriyle mekâna gider istediğim zaman bir başkasıyla o mekândan çıkarım. Beni tehdit mi ediyorsun sen hem kendince.”
Gizem araya girmek üzereydi ki Buğra masadan kalktı. Feyza’nın elinde ki telefonu alarak “ lütfen”
Feyza masada ki tepsiye uzandı. Tepsiyi alarak hiç bir şey demeden yanlarından ayrıldı.
Buğra “ sürekli kavga çıkarmaya çalışan küçük bir kız çocuğu gibi arkadaşın”- masaya geçti çayından bir yudum aldı- “ iyi mi?”
Gizem “ şuan ne yapacağını nerden başlayacağını bilmiyor. Ailesiyle sorunları var. 4 yıllık ilişkisini bitirdi. Ve hepsini nasıl başardıysa son iki ay içinde başardı. Ve Şuan ona nasıl yardım edeceğimi bilmiyorum. İnatçı bir kızdır. Sorunlarını dile getiren çözüm arayan biri de değildir. Bilmiyorum” bunları kendi iç sesiyle konuşuyormuş gibi dile getirmişti.
Buğra “ çok önem verdiğin belli oluyor arkadaşına başka hiçbir şey yapmana gerek yok bence.” – çayından büyük bir yudum aldı.- “ aslında Gizem benim de ihtiyacım olan bu sanırım. Bugün Feyza ile aranızda ki konuşmaları izlerken fark ettim. İmrendiğimi itiraf edebilirim.”
Gizem “ bende senin çok iyi arkadaşların olduğuna eminim. Bak Rüstem Reis’e bu sadece benim tanıklık ettiğim bir arkadaşın.”
Buğra elindeki çay bardağını okşayarak baktı. Ardından bardağı dudaklarına götürürken “ bundan sonra doktorum değil arkadaşım olur musun?”
Gizem gülümsedi. “ hem doktorun hem arkadaşın olmayı tercih ederim.”
Buğra gülümsedi. “ bana uyar. Arkadaşlığımıza” diyerek çay bardağını Gizem’in bardağına vurdu.
Gizem Buğra’nın vurduğu bardağını eline aldı. Soğumuş olan çayı dudaklarına götürürken “ arkadaşlığımıza”

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
Galeri (Günün Galerisi)
Hikaye (Günün Hikayesi)
Avengers Infinity War filmini izledin mi? Sence nasıldı?
Sözümoki © 2018 - V.8