Bazı ayrılıklar yalnızca bir insanı değil, insanın içindeki bütün mevsimleri de alıp götürür.
Öyle bir eksiklik bırakır ki... Kalabalıkların ortasında bile kendini ıssız bir sokakta yürüyormuş gibi hissedersin. Nefes alırsın ama yaşadığını söyleyemezsin. Çünkü hayat, sadece kalbin attığı yerde değil; sevdiğinin var olduğu yerde anlam kazanır.
İnsan bazen birini kaybetmez, kendini de onunla birlikte kaybeder. Aynaya baktığında yüzü aynıdır belki, ama gözlerinde eskiden yaşayan o umut artık yoktur.
Sonra herkes sana, "Zaman her şeyi unutturur." der. Oysa zaman unutmayı öğretmez; sadece acıyla yaşamayı alışkanlık hâline getirir. Yaralar kabuk bağlar ama bazı özlemler ömür boyu kanamaya devam eder.
Ve anlıyorsun ki... Asıl ölüm, toprağa girmek değildir. Asıl ölüm; içinde yaşayacak hiçbir umut kalmadığında, gülüşünün bile yabancılaştığı o sessiz anlarda başlar.