Ne anlatacak bir cümlem kaldı,
ne de susuşumu paylaşacak bir omuz.
Ya sensizlik susturdu beni,
ya da kalbim, yaklaşan bir vedaya hazırlanıyor.
Sensizlik bazen bağırmaz,
kapıyı çarpmaz, iz bırakmaz.
Usul usul çöker insanın içine,
kelimeleri tek tek söndürür.
Bir zamanlar sen diye atan kalbim,
şimdi adını bile fısıldamaya cesaret edemiyor.
Ya da bu sessizlik bir matemdir,
henüz toprağa verilmemiş bir yokluğun ağırlığı.
İnsan bazen birini kaybetmeden de yas tutar,
bitmemiş bir hikâyenin cenazesini taşır içinde.
Belki de ben,
senin bende ölmek üzere olan yerinin arkasından susuyorum.
İçimdeki tenha sessizlik ne kabulleniş,
ne de huzurla karışık bir teslimiyet.
Bu, insanın kendini hayatta tutmak için
en sevdiğini içinden gömmesidir.
Ve anlıyorum ki;
bazı vedalar söylenmez,
insanı sessizce hayatta bırakır.