Bazen insan gitmek zorunda kalır;
çünkü kalmak, taşıyamayacağı kadar ağır gelir.
Ama insanın asıl karakteri,
giderken ardında bıraktıklarında belli olur.
Kimse kimsenin hayatında zorla tutulamaz.
Gitmek isteyen gider, kapılar açılır, yollar ayrılır.
Fakat giderken bir insanın onurunu,
emeğini ve geçmişte yaşanan güzel günleri çiğnemek;
özgürlük değil, karakter meselesidir.
Çünkü namus sadece bedende değil, sözde de taşınır.
Şeref, yalnızca insanların önünde iyi görünmek değildir.
Kimsenin görmediği yerde de aynı insan kalabilmektir.
Dün baş tacı ettiğine bugün düşman kesilmemek,
bir zamanlar güvendiğin insanı
yarınların dedikodusuna malzeme etmemektir.
Bazıları giderken kapıyı sessizce kapatır,
bazıları ise ardında yangın bırakır.
Oysa insan, birinden ayrılırken bile
kendi karakterini yanında götürür.
Çünkü birini kaybetmek ayıp değildir;
insanlığını kaybetmek asıl kayıptır.
Ben artık kimsenin gitmesine kızmıyorum.
Gitmek isteyenin yolu açık olsun.
Ama giderken bıraktığı iz,
onun kim olduğunu anlatsın;
benim kim olduğumu değil.
Çünkü insanın değeri,
kaç kişinin yanında kaldığıyla değil,
kaç kişinin hayatından geçerken
onların kalbini kırmadan yürüyebildiğiyle ölçülür.
Bırak giden gitsin…
Sen ardında kötü bir hikâye değil,
saygıyla hatırlanacak bir insan bırak.
Çünkü hayat geçer, insanlar değişir, yollar ayrılır;
ama insanın kendi vicdanında taşıdığı şeref,
ölene kadar onunla kalır.