SESSİZLİĞİMİN İÇİNDE KAYBOLDUM
Bir süre sonra konuşmamaya alışıyorsun.
Önce zor geliyor…
İçinde bir şeyler bağırıyor, anlatmak istiyorsun…
Ama sonra susuyorsun.
Bir kere susunca…
Devamı daha kolay oluyor.
Ben de öyle yaptım.
Anlatmadım.
Açmadım içimi.
Kimseye yük olmak istemedim.
Zaten kimsenin gerçekten dinleyeceğine de inanmadım.
Çünkü insanlar dinliyormuş gibi yapar…
Ama çoğu sadece sırasını bekler.
Ben de sustum.
Ama insan sustukça iyileşmiyor.
Sustukça… içine gömülüyor.
Ben kendimi gömdüm.
Günler geçti…
Haftalar geçti…
Belki aylar…
Zaman ilerledi ama ben ilerleyemedim.
Aynı yerde kaldım.
İçimde hep aynı cümleler döndü durdu:
“Geçmesi gerekiyordu…”
“Artık iyi olmam lazımdı…”
“Bu kadar etkilenmemeliydim…”
Ama olmadı.
İnsan kendine bile yalan söyleyemiyor bazen.
Ben iyi değildim.
Ve bunu ilk defa kendime itiraf ettiğimde…
Daha çok canım acıdı.
Çünkü herkes iyiyim sanıyordu.
Ben bile.
Ama değildim.
Geceler… en zoruydu.
Herkes sustuğunda…
Benim içim konuşmaya başlıyordu.
Sanki gün boyu bastırdığım ne varsa…
Gece tek tek karşıma çıkıyordu.
Kaçamıyordum.
Düşünmemeye çalıştıkça…
Daha çok düşünüyordum.
Unutmak istedikçe…
Daha çok hatırlıyordum.
İnsan en çok neyle savaşıyor biliyor musun?
Kendi kafasının içiyle.
Ve o savaşı kimse görmüyor.
Ben her gece savaştım.
Sessizce.
Kimseye belli etmeden.
Sabah olduğunda…
Hiçbir şey olmamış gibi devam ettim.
Gülerek.
Konuşarak.
Normalmiş gibi.
Ama içimde bir yorgunluk vardı…
Hiç geçmeyen.
Fiziksel değil.
Anlatılmaz bir yorgunluk.
Sanki ruhum yorulmuştu.
Ve dinlenecek bir yer bulamıyordu.
Bir süre sonra şunu fark ettim…
İnsan sadece insanlara değil…
Kendine de yabancılaşıyor.
Aynaya baktım bir gün.
Uzun uzun.
Gözlerime.
Eskiden o gözlerde bir şey vardı…
Canlılık… umut… bir ışık…
Artık yoktu.
Bakıyordum ama…
Kendimi göremiyordum.
Sanki içimdeki ben…
Çoktan gitmişti.
Yerine…
Sadece alışmış biri kalmıştı.
Alışmış…
Ama kabullenmemiş.
İşte en yorucu olan buydu.
Kabullenememek.
Olanı değiştiremiyorsun…
Ama kabul de edemiyorsun.
Arada kalıyorsun.
Ne ileri gidebiliyorsun…
Ne geri dönebiliyorsun.
Ben o arada kaldım.
Uzun süre.
Kimse fark etmedi.
Belki de fark etmek istemediler.
Ama ben biliyordum.
İçimde bir şey…
Hâlâ düzelmemişti.
Hâlâ eksikti.
Ve ne yaparsam yapayım…
O boşluğu dolduramıyordum.
İnsan bazen sadece anlaşılmak ister.
Anlatmadan.
Sormadan.
Sadece biri baksın ve desin ki:
“Sen iyi değilsin.”
Ben bunu hiç duymadım.
Belki bu yüzden…
Daha çok içime kapandım.
Daha çok sustum.
Ve sustukça…
Kendimden biraz daha uzaklaştım.
Şimdi dönüp baktığımda…
En çok neye üzülüyorum biliyor musun?
Kimsenin beni anlamamasına değil…
Benim…
Kendimi bu kadar yalnız bırakmama.