Bir insana en ağır gelen şey, anlaşılmamak değildir; anlattığı her şeyin bir gün inkâr edilmesidir. Çünkü kelimeler tükenince insan susar. O sessizlik ise vazgeçmekten değil, artık kendini ispat etmeye gücünün kalmamasındandır.
Bazı ayrılıklar bir kapının kapanması değildir; insanın içinde yıllarca açık kalan bir yaranın usulca kabuk bağlamasıdır. Ne dönecek bir ev kalır geriye, ne de kaybolacak bir sokak... Çünkü insan bazen mekânları değil, hatıraları terk eder.
Sonra bir gün fark edersin; seni ayakta tutan şey, seni anlayan insanların varlığı değil, seni kıranlara rağmen kalbini kirletmemiş olmandır. İşte o gün sessizlik yük olmaktan çıkar, olgunluğun dili olur.
Ve bazı vedalar vardır ki geri dönmek için değil, kendini yeniden bulmak içindir. Çünkü insan bazen en büyük yolculuğu, kimseye anlatamadığı acılarının içinden geçerek yapar.
Bazı cümleler yarım kalır; ama insan, yarım kalan cümlelerin içinden yeniden doğmayı öğrenir. En derin sessizliklerin ardından ise, yalnızca kendini gerçekten bulanların sesi yükselir.