Dürüstlüğüm sessizdir; kendini ispatlamak için bağırmaz. Çünkü hakikat, gösterişe ihtiyaç duymaz. Ben verdiğim sözü taşırım, sevdiğim insanı yarı yolda bırakmam, kalbime aldığımı kolay kolay silmem. Sadakatim bir lütuf değil, karakterimin yansımasıdır. Bu yüzden dürüstlüğüme kefil olurum; çünkü ne olduğumu en iyi ben bilirim.
Ama öfke… Öfke insanın içinde yıllarca susmuş kırgınlıkların dilidir. Herkes sakinliğimi huy sanar, sabrımı zayıflık, sevgimi mecburiyet zanneder. Oysa insanı en çok yoran şey kötülük değil; iyi niyetinin hor görülmesidir. Ben sustukça küçüldüğümü sananlar, aslında içimde büyüyen fırtınayı fark etmezler.
Sevgimle beni sınamaya kalkmayın. Çünkü ben en çok değer verdiklerime karşı hassasım. Kalbimle yaklaştığım yerde küçümsenmek, insanın en temiz duygusuna ihanet gibidir. Bir insan sevgisini kullanarak karşısındakini ezmeye çalışıyorsa, kaybetmeye kendinden başlamış demektir.
Ben kimseye yokluğumu silah etmem. Ama kıymet bilmeyene varlığımı da armağan etmem. Eğer sevgimle beni küçük düşürmeye kalkarsanız, bir gün sessizliğimin ardından gelen mesafeyle tanışırsınız. Ve o gün anlarsınız; bazı insanlar bağırarak değil, çekilerek ders verir.
Hiç kimse olmanın ne demek olduğunu öğretmek için öfkemi yükseltmem gerekmez. Bazen bir insanın hayatından tamamen çıkmak, verilecek en ağır cevaptır. Çünkü yokluğumun bıraktığı yerde, herkes kendi değerini görür.
Ben nankör değilim… Ama kıymet bilmeyene merhamet göstermem. Çünkü bazı insanlar sevgiyi hak etmez, sadece kaybedince anlar.