Seni çok sevdim.
Öyle çok ki, kalbim gözlerimin önüne geçti.
Gördüğüm her kusuru sevgiyle örttüm,
her sessizliği iyi niyetle yorumladım.
Gerçekler bağırırken ben fısıltılara inandım.
Seni sevmek,
gerçeği ertelemekti benim için.
Canımı acıtan davranışlarına “yorgunluk” dedim,
soğuyan sözlerine “geçici” diye tutundum.
Çünkü insan sevince,
inkâr etmeyi sabır sanıyor.
Meğer sevgi bazen perdeymiş.
Yüzü değil, hayali gösterirmiş.
Ben sana baktıkça seni değil,
olmanı istediğim hâlini görmüşüm.
Gerçek yüzün oradaymış,
ama ben sevgiden körmüşüm.
Şimdi anlıyorum:
Birini çok sevmek,
onu kaybetmeyi göze almak değildir;
kendini kaybetmeyi göze almaktır.
Ben kendimden vazgeçtikçe,
sen daha görünmez oldun.
Artık biliyorum.
Sevgi, görmezden gelmek değildir.
Gerçeği görebilecek kadar cesur kalabilmektir.
Ve bazen en büyük uyanış,
“seni çok sevdim” cümlesinin
ardından gelir.