Acımasız değilim ben,
gözyaşına ortak olurum çoğu zaman,
bir yaralı kuşun kanadını sararım
ellerim titreyerek, sessizce.
Fakat bazı insanlar var ki,
karşımda can verirken,
ne bir ürperti, ne bir pişmanlık;
sadece kibriti çakarım,
sigaramın ucunda kırmızı bir yara gibi
parlar ilk nefes.
Duman yükselir,
onların son nefesiyle karışır havaya.
Belki bir zamanlar aynı sofrayı paylaştık,
belki sırtımda hançer izleri
onların gülümsemesinden kaldı.
İnsan, kalbinin bir yerinde
demirden bir kapı açar sessizce.
O kapının ardında
acıya yer yoktur artık,
sadece derin, soğuk bir anlayış:
Bazı ölümler adalettir.
Bazı acılar,
insanın kendine verdiği
en uzun soluklu ceza.
Sigaram biterken
küllerini yere silkerim usulca.
Ne sevinç, ne keder…
Sadece bitmiş bir hikâye.
Ve yürürüm.
Çünkü bazı insanları
yas tutmaya değmez.