Herkes bir yere ait olmayı öğrenir zamanla. Ailesine, işine, şehrine, birine... Ama bazı insanlar hayatları boyunca hiçbir kalıba tam oturamaz. Ne tam içeride ne tam dışarıdadır; hep bir kenarda, hep biraz fazladır.
Etrafındaki her şeyi düzene sokabilirsin. İlişkileri, sorumlulukları, beklentileri; hepsini yerli yerine koyarsın. Ama kendi kendinle o düzeni bir türlü kuramazsın. Çünkü seni hiçbir kalıp tam karşılamaz.
Belki de sorun sığmamak değil, hep sığdırılmaya çalışılmış olmaktır. Herkesin senden beklediği bir versiyon vardır; ama sen o versiyonların hiçbirine tam olarak dönüşemezsin.
Bir gün anlarsın ki, her yere sığmayan biri olmak bir eksiklik değil. Sadece kendine ait, kimsenin tarif edemeyeceği bir büyüklüğün işaretidir.