Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
08 Haziran 2020, Pazartesi 01:01 · 33 Okunma
SON BİR GAYRET - Sözümoki

SON BİR GAYRET

İnsan en çok neye önem verirse,hayatının merkezine neyi koyarsa o ondan kaçarmış. Arkadaşı Hilmi bey'in "yolsuz,hesapsız olmak,gelen her deneyime kendini açmak lâzım " sözünü yetmiş yaşında zor bela kabul ediyordu Ahmet bey. Aslında denemişti de. Hesap yapmadan,hayaller kurmadan yaşamayı denemişti,ancak kendisini çırılçıplak hissediyordu bu şekilde. Kütüphanesine baktı. Sessiz arkadaşlarına. Bu kitaplarla ilgili hayalleri çok başkaydı. Çocuklarına,torunlarına tek tek anlatacak,ürettiği,ders içeren masalları haftada bir veya iki kez düzenledikleri aile toplantılarında aktaracak evlatları,torunları onun kitaplarını çalacak ve kitaplar üzerine tatlı kavgalar edeceklerdi. Ve öldüğündeyse hepsinin aklında en tonton,en sevimli,en bilge halleriyle kalacaktı Ahmet bey. Aile olacaklardı yani. O kendi anne babası gibi sorumsuz davranmayacak,ailesini hep bir arada tutacaktı.

Hilmi bey'in "Ahmet yeter artık,hiç yoktan heder ediyorsun kendini,bu kadar dramatize etme herşeyi. Ne yapalım yani,sormuyorlarsa,sormuyorlar. Üstelik onlar genç,bir zamanlar senin olduğu gibi onların da hayalleri,boylarından büyük işleri var. Bir gün çok ünlü bir akademisyen olacağım diye kendini paraladığın günleri ne çabuk unuttun. Aylarca görüşemiyorduk seninle hatırlasana" sözleri onun için hiç bir şey ifade etmiyordu. Evet,dediği gibi çok ünlü bir akademisyen olmuştu,maddi anlamda kimseye ihtiyacı yoktu. Ancak,yıllar önce okuduğu şu makaledeki araştırma geldi aklına. " İnsanların rahat bir şekilde yaşamalarını sağlayacak miktarda para onları mutlu ediyor,fakat ötesi hiç bir şey ifade etmiyor". Tıpkı bu koca villanın Ahmet beye hiç bir şey ifade etmediği gibi. Duvarlar,her gece kendisiyle,yalnızlığıyla dalga geçiyorlardı. Sanki " bak,bizi aldın ama hayatını,aileni kaybettin,sıkıyorsa paranla onları da tutsana yanına" diye dile geliyorlardı. Oysa o,aile olabilmek için herşeyi yaptığını düşünüyordu. Karısını genç yaşta kaybetmesine rağmen,kızına ve oğluna üvey anne travması yaşatmamak için evlenmemişti. Oysa,iki çocuğu ve dört torunu şimdi bırak onun yanına gelmeyi,çoğu zaman telefonla aramaktan bile acizdiler. Ancak böyle olmayacaktı. O bu ailenin reisiydi. Saygıyı hak ediyordu. Hele ki çocukları için yaptığı onca fedakarlıktan sonra. Hilmi bey'in orada olmasına aldırış etmeden hemen telefonuna sarıldı. Çocuklarını arayıp akşam kendisine,yemeğe gelmelerini tabiri caizse emretti. Bu hikaye böyle bitmeyecekti. Bu gece hepsiyle aile olmanın kutsallığını,kendi yaşadığı zorlukları herşeyi anlatacaktı. Son bir gayret,ailesini toparlayacaktı. Doğru ya onların işleri başlarından aşkın,hem illa küçük arayacak kuralını kim koyuyor ki. O bir akademisyendi. En çarpıcı makalelerini ön yargılarını ve katı kuralları ezerek yazmıştı.

O yemek masasında bir kere daha umudu kırıldı Ahmet bey'in. Şu anda pişman olduğu tek şey yardımcısı Makbule hanımı boşuna yormuş olmasıydı. Çünkü ne çocukları,ne torunları pırıl pırıl evle,birbirinden güzel yemeklerle ilgilenmiyorlardı. Hepsi sessiz bir şekilde telefonlarına bakıp,bir an önce kalkacakları anı bekliyorlardı. Ahmet bey'in tüm sohbet çabalarının önü kısa kısa cümlelerle kesiliyordu. Kendi babasının "ayağın taşa takılsa dön kalbini kontrol et " sözünü hatırladı. Düşünmeye başladı. Ne yapmıştı,kimin kalbini kırmış,kimin ahını almıştı. Ufak ufak sol kolunun uyuştuğunu hissediyordu ancak önemsemedi. Çocuklarının ilgi çekmeye çalıştığını düşünmelerini istemiyordu. Son bir gayret bir şeyler anlatacağı sırada nefesinin kesildigini,kalbinin teklemeye başladığını hissediyordu. Bağrışmalar duyuyordu ancak ne olduğunu anlamıyordu. Birden herkes etrafına toplanmıştı,kızı ambulansı arayın diye bağırıyordu. Neden ki? Son kez baktı ailesine ve tek bir şey düşündü. Bir aradayız. Yanına alırken istediğini vermişti Tanrı

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
1 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
Şuan ölsen sence cennete mi gidersin cehenneme mi? Açıkla?