O gün son kez sarıldığımı bilseydim,
zamanı durdurmak isterdim ellerimde.
Bir dakikayı ömre çevirir,
nefesini içime çeker,
gitmenin kokusunu ezberlerdim.
Meğer bazı vedalar
kapıyı çarpıp gitmezmiş;
sessizce olurmuş,
bir gülüşün arasına saklanır,
bir “kendine dikkat et” cümlesinde kaybolurmuş.
Sen giderken
ben sıradan bir gün sanmıştım her şeyi.
Gökyüzü maviydi,
kahve hâlâ sıcaktı,
dünya yerinde duruyordu.
Kim bilebilirdi
bir insanın yokluğunun
mevsimleri yerinden oynatacağını?
Şimdi ne zaman birine sarılsam
eksik tarafım titriyor.
Çünkü bazı kucaklaşmalar
bedenden önce ruha değermiş,
ve ruh bir kez alışınca
kolay kolay unutmazmış.
Eğer bilseydim son olduğunu,
daha sıkı sarılırdım sana,
ama en çok da
hiç bırakmazdım içimdeki seni.
Bazı ayrılıklar
eller çözülünce başlamaz;
insan anılara sarılınca başlar.