Bu kitabı yazarken geçmişime çok kez baktım.
Bazı sayfalarda gülümsedim.
Bazılarında sustum.
Bazılarında gözlerim doldu.
Ama sonunda şunu fark ettim:
Ben aslında kendimi aramıyormuşum.
Kendime izin vermeyi öğreniyormuşum.
Kendim olmaya.
Yorulmaya.
Ağlamaya.
Sevmeye.
Özlemeye.
Hayal kurmaya.
Başlamaya.
Bırakmaya.
Affetmeye.
Ve yeniden yaşamaya.
Belki sen de bu kitabı okurken kendi hayatının bazı yerlerinde duracaksın.
Bir cümlede.
Bir anıda.
Bir kayıpta.
Bir suskunlukta.
Belki “Ben de kendimi burada bıraktım,” diyeceksin.
Eğer öyleyse, kendine kızma.
Kendini bulmak için geç kaldığını düşünme.
Çünkü insanın kendisine dönmesinin bir yaşı yok.
Bir zamanı yok.
Bir kuralı yok.
Bugün de olabilir.
Yarın da.
Ama bir gün olmalı.
Çünkü hayatın içinde herkes için bir yer açarken kendine yer açmayı unutursan, bir süre sonra yaşadığın hayatın içinde misafir gibi hissedersin.
Ben artık misafir değilim.
Kendi hayatımın içindeyim.
Ve ilk kez kapıyı içeriden kapatıp anahtarı kendime verdim.
Bu kitabın son cümlesini yazarken kendime baktığımda artık şunu söyleyebiliyorum:
Ben kırıldım.
Ama bitmedim.
Ben kaybettim.
Ama kendimi kaybetmedim.
Ben sustum.
Ama sesimi tamamen yitirmedim.
Ben geciktim.
Ama gelmekten vazgeçmedim.
Ve sonunda...
Kendimi bıraktığım yerden kendimi aldım.