Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
25 Mayıs 2020, Pazartesi 12:36 · 40 Okunma
SORUN SİZİN BEYNİNİZDE - Sözümoki

SORUN SİZİN BEYNİNİZDE

Sorun kimde dediler ya,inanmıyorum. Ben bunun sorun olup olmadığını bile saatlerce tartışabilecekken,bu yargıçlar benim mahremime direk bir ad koydular,şimdi bunu benim beynime işlemeye çalışıyorlar. Çünkü evlenip çocuk yapmıyorsan boşuna evlenmiş,çocuğun olmuyorsa sorunlu oluyorsun. Kaldı ki onların o aptal tabirleriyle bu bir sorun bile olsa, yalnıza eşimin veya benim sorunum olmaz. Bizim ortak sorunumuz olur,çünkü biz bir bütünüz. Eğer bu mantıkla hareket edeceksek,çocuk olduğunda da kimin başarısı diye sormamız gerekmez mi? İşte kafası çalışmayan insanlar fikir sahibi olmaya kalkınca böyle bir kaos oluşuyor.

Ben eşimin gözünün içine bakarken,o kırılmasın,üzülmesin diye söylediğim her kelimeyi bile kırk kere düşünürken ( çünkü bu durumun onu ne kadar üzdüğünün farkındayım),bu asalaklar buldukları her fırsatta "sorun kimde,tedavi oldunuz mu,şunu içtiniz mi veya yediniz mi" gibi salakça sorular soruyorlar. Eşime kendini yarım insan gibi hissettiriyorlar. Oysa o beni tamamlayan tek insan,asıl ben onsuz eksiğim bu insanlar bunu görmüyor mu. Bu insanların evliliğe dair tek hedefleri üremek mi? Kaliteli rahmi veya spermi olan bir varlıkla evlenilir,çocuk yapılır sonra anne baba olunur. Artık siz eş değilsinizdir,hayat arkadaşı değilsinizdir. Sadece anne babasınızdır. Işte sevgisiz,aşksız yuvaların gelişim süreçleri.

Bir belgeselde çiftleşen hayvanları izler gibi, sizin çocuk yapma,yapmama veya yapamama aşamalarınızı heyecanla izliyorlar. Yatak odanız sizin değil kesinlikle. Tamamen onlara ait. Yoksa cesaret edip hangi pozisyonda sevişeceğinizi bile söylerler mi.

Esas sorun şu ki,biz neden size ne demeyi bilmiyoruz. Çünkü gerçekten onlara ne. Biz karşılarında aşkımızla,kurduğumuz huzur dolu yuvayla sapasağlam durabikecekken,neden o sözlere kulak verip kendimizi yarım insan gibi,boşuna evlenmişiz gibi hissediyoruz. Bir yuva sevgisine muhtaç milyonlarca çocuk varken,niye sadece kendimiz üremek zorundaymışız gibi hissediyoruz. Oysa bir kedinin başını okşamayan,kendisinden olmayan hiç bir çocuğun gözlerine sevgiyle bakmayan insanlar durmadan çocuk doğuruyor ve ne yazık ki o sorunlu beyinleriyle yetiştirdikleri çocukları topluma kazandırıyorlar. Ya da hibe ediyorlar. Çünkü hiç bir insan kendisine ait değildir,doğduğu andan itibaren toplumun malıdır. Düşünsenize,bir çocuk doğduğu andan itibaren ne yiyecegi,ne giyeceği,kaçta yatıp,kaçta kalkacağı, nasıl konuşup,nasıl bir yapıya sahip olacağı hep toplum tarafından belirleniyor. Hayatınızın hiç bir döneminde sizin,bedeniniz ve zihniniz üzerinde hakimiyet kurmanıza izin vermiyorlar. Bunu yapmayı başaran insanları ise toplumdan dışlıyorlar.

Bunlar hep " insan sosyal bir varlıktır tanımını yanlış yorumlamaktan,insan toplumun malıdır "diye algılamaktan kaynaklanıyor.

(Daha yeni,bu konu yüzünden kalbi çok kırılmış bir kadının videosunu izledim. Ve bu yazıda çocuk yapmayan,yapamayan insanlara yapıştırılan tanımların hepsini bu kulaklar birebir duydu. Hatta ve hatta ben çocuk yapmayacağım diyen kadına arsız,çocuk yapmayacaksan neye evlendin tek derdin sevişmek o zaman,bile dediler. Bir erkeğin tek derdi sevişmek olunca doğanın kanunu,ancak aynı biyolojik ihtiyaçlara bir kadının sahip olması onun yollu veya sapık diye tanımlanmasına sebep oluyor. Lütfen,lütfen,lütfen artık insanların mahremine karışmamayı,bize ne demeyi öğrenelim.)

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
2 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
"Bu konuda çok sabırsızımdır" dediğin konu nedir?