Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
08 Şubat 2020, Cumartesi 20:11 · 122 Okunma
SOSYAL MEDYADAN LAF GÖNDERME SENDROMU - Sözümoki

SOSYAL MEDYADAN LAF GÖNDERME SENDROMU


2007 yılında ülkece yeni bir deyim ile tanıştık; ‘sosyal medya’... Mark Zuckerberg'in 2004 yılında Facebook'u kurup dünyaya tanıtması çok uzun sürmedi. Dünyada en çok sosyal medya kullanan 5. Ülke konumuna geldik bile!
İnternete sadece lazım olduğunda girerken, sosyal medyayla tanışmamızla birlikte artık sürekli bi ‘online’ olma ihtiyacı hisseder olduk. İlk sosyal medya hesabım olan Facebook'a kaydolduğum yıl 2008’di. (Yani bundan 12 yıl önce)
Arkadaşlarını eklemek, uzakta olup da yıllardır göremediğin tanıdıkların ile buluşmak çok güzel ve eğlenceliydi. Albümlerde saklı duran fotoğraflarımız artık bir çok kişinin görebileceği bir mecradaydı. Nereye gidersek, kimlerle olursak hemen fotoğraf çekinip; yer bildirimi ve hislerimizi de ekleyip ‘feyse koyma' modası hızla yayılıyordu. Çay ve kahve fotoğrafı paylaşmak ise en favori hobimiz oldu.
Hele ki bu fotoğrafların altına ‘beğen’ tuşu da eklenince hepimiz bir facebook bağımlısı olup çıktık. Normal hayatta olduğu gibi sanal ortamda da beğenilmek tabii ki çok hoşumuza gidiyordu.
Büyükten küçüğe hepimizin bağımlısı olduğu bir oyun vardı: Farm Ville... Gerçekmişçesine her gün düzenli olarak tarlamızı eker, biçer, sular, bakımını yapar bunun yanında eşin dostun tarlasına da bakardık. Arkadaş be aile sohbetlerini meşgul edecek kadar önemli (!) bir hale gelmişti oynadığımız oyun.
Daha sonraki yıllarda twitter, instagram ve whatsapp'ların önem kazanmayan başlaması ‘durum’ ve ‘hikaye' diye kavramların çıkması, fotoğrafları buralarda paylaşmaya itti insanları.
Ben yaklaşık iki yıldır profillerimi herkese açık duruma getirdiğim için 10 yıl boyunca yüklemiş olduğum bütün fotoğraflarımı sildim ve yalnızca yazılarımı paylaşmaya başladım. Fotoğraf paylaşımlarımı da 24 saat süreli durumlarda yapıyorum, onları da benim belirlediğim kişiler görebiliyor.
Ve gelelim asıl konuya, yani yazının başlığına...
Türk milleti olarak o kadar dertli insanlarmışız ki bunu sosyal medya sayesinde idrak etmeye başladık. Önceleri dertlerimizi ya içimize atıyor ya dostlarımız ile paylaşıyor ya da direkt lafı muhatabına sokarak bir nebze de olsa rahatlamaya çalışıyorduk.
Şu aralar en moda, en gözde laf sokma mecrası kuşkusuz sosyal medya paylaşımları... Hepimiz her türlü acıya, haksızlığa, hakarete karşı çok sabırlıyız, hepimiz çok haklıyız, çok fazla eziliyoruz, herkesi Allah'a havale etmede birinciyiz, çok çok mutsuzuz, çok yalnızız vs vs...
Artık fotoğraflarımız olduğu kadar içimizdeki fırtınalar da meydanda. Laf ortaya özenle atılır, üzerine alınan itina ile alınır. Benim de zaman zaman duygusal iniş çıkışlarım kendime ait yazılarıma, şiirlerime, sözlerime yansıyor fakat bunu günlük bir rutin haline getirmek, kendini sürekli acındırmak, memnuniyetsizliğini her an dile getirmek bir zayıflık belirtisi, bayağılık ve psikolojik problemden başka bir şey değildir! Yani bir sendrom haline gelmiş durumdadır.
Birinin biriyle problemi, çözemediği bir şey varsa direkt muhatabı ile iletişime geçmesi en doğrusu olacaktır. Koca koca insanların oyuncağı paylaşamayan çocuklar gibi sosyal medyada sürekli kendini acındırması hiç hoş bir durum değil. Umarım tez zamanda hepimiz sosyal medyada kendimize çekin düzen vererek yararlı paylaşımlar yapmaya çalışırız.




Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
3 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
Burcun ne ve en iyi anlaştığın kişilerin burcu ne?