İnsan bazen herkese anlatamadığı şeyleri, sessizliğine anlatır. Çünkü bazı hislerin bir sebebi vardır; adı konulmasa da kalp, aklın göremediğini sezebilir.
Ne zaman içime bir şüphe düştüyse, onu susturmaya çalıştım. "Belki ben yanlış düşünüyorum." dedim. "Belki de fazla kuruyorum." dedim. Ama zaman geçtikçe gördüm ki, insanın en çok susturduğu hisleri, gün gelir en yüksek sesle gerçeği haykırır.
Şüphe, her zaman suçlamak değildir. Bazen yaşanmış tecrübelerin, kırılmış güvenlerin ve defalarca aldatılmış umutların insana bıraktığı sessiz bir uyarıdır. Güvenmek güzeldir; ama göz göre göre kendini kandırmak, güven değil, kendine haksızlıktır.
Hayat bana şunu öğretti: Gerçek er ya da geç ortaya çıkar. Maskeler düşer, sözler unutulur ama davranışlar asla yalan söylemez. Bugün sana "Kafanda kuruyorsun." diyenler, yarın sustuğunda neden sustuğunu anlayacaklardır.
Artık kimseyi ikna etmeye çalışmıyorum. Çünkü gerçeklerin savunmaya ihtiyacı yoktur; onların yalnızca zamana ihtiyacı vardır. Zaman, en adil hâkimdir. Kimin samimi, kimin sahte olduğunu; kimin dost, kimin yalnızca çıkar peşinde olduğunu en sonunda ortaya çıkarır.
Bu yüzden sezgilerine kulak ver ama onları öfkenin değil, aklın süzgecinden geçir. Çünkü insanı yanıltan her zaman şüphe değil; bazen gerçeği görmek istemeyen kalbidir.
Bazı insanlar sana "kuruntu" der, çünkü senin gördüğün gerçeği henüz onlar görememiştir. Ama gerçek, eninde sonunda kendini gösterir; o gün konuşan sen değil, yaşananlar olur.