Bir şehir ol dedin,
ben seni Diyarbakır gibi sevdim…
Taşlarına sinmiş zaman gibi,
suskun ama derin,
sessiz ama anlatacak çok şeyi olan.
Surlarına yasladım kalbimi,
her çatlakta biraz daha çoğaldın içimde.
Gözlerin…
On Gözlü Köprü’den akan su gibi,
ne kadar içsem, ne kadar baksam, bitmedi.
Ben seni,
tükenen değil, tükenmeyen yerinden sevdim.
Bir şehrin sabah ezanı gibi,
her gün yeniden doğan,
ama hep aynı acıyı taşıyan yanından…
Ve bil ki,
bir gün herkes gider bu şehirden,
ama bazı sevdalar kalır taşın hafızasında.
Ben de kalacağım,
senin en eski sokağında,
en unutulmuş köşende…
Çünkü seni,
suyun bitene kadar değil,
suyun hiç bitmeyeceğine inanarak sevdim.