Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
04 Aralık 2019, Çarşamba 00:38 · 18 Okunma
Taş hep yakından gelir - Sözümoki

Taş hep yakından gelir...

Ne çok nutuk atan insan varsa tanık olunan, savunduğu konuda her daim bir eksiği çıkmıştır. Bencillikten dert yanar, ama kendi çıkarı uğruna satmadığı değer kalmaz. Merhametten bahseder, bir insanın canından olmasına sebebiyet vermesine rağmen yufka yürekli ton ton babayı oynar. Dürüstlükten bahseder, ne yalan konuşacağını önceden gülerek hazırlar..Sahte portre çizmekte bu kadar usta olan kişiler, olmadıkları karakterlere bürünerek kendilerini inanmak istediklerine adarlar. Kendi ortamlarında olamadıkları kişiyi başkalarına oynarlar. Bastırılmış ne kadar duygu varsa sergilemekten sakınmazlar. Çünkü, en güzel yalan insanı mutlu edendir. Sadece kendisi için yaptığı bencilliğe bir de başkalarının mağduriyetini katarak aslında çok düşünceli insan olduklarını ispatlamaya çalışan, insanlıktan dem vuran kişiler, ilahi adalete de en çok atıfta bulunanlardır. Mahcup olmayı unutmaları da ayrı bir güçtür aslında onlar için. Yüzün kızarmadan yaşamak ne yüce bir onurdur. Yeter ki bana bir şey olmasın diyerek, ne varsa hak'a dair, hepsini ezip geçen insanları biz ayakta alkışlarız saygın ortamlarda.
Elbet, onların savundukları gibi ilahi adalet yerini er ya da geç bulur. Ayağına takılan her taşta, her hastalıkta, her huzursuzlukta acaba Neden? diye sormak her şeyin cevabını verecektir. Biz, güzel olan şeyleri uzun süre yaşatamayan, her hatanın nedenini önce karşımızdakinde arayan ve bir bedel ödenecekse biz hariç herkese fatura kesen bir zihniyet olmaya başlamışız. Ne kadar kolaydır başkasını suçlamak. Oysa yakından uzağa ilkesini uygulamak sorunları çözmede daha işlevsel bir yöntem olarak öğretilmişti bize. Fakat biz, her zamanki gibi kolay olanı seçip aynayı başkalarına tutmayı tercih ederiz. Bir gün çok emek harcadığınız, değerde sınır tanımadığınız kişiler şüphesiz sizi pişman ederler. Bu bazen ailenizin üyeleri olurken, bazen de sevdiğiniz kadın ya da erkek olabilir. Bin kat yabancının size kötülük yapması olası değildir çünkü. Taş yakından gelmelidir ki acısı da ona göre değerli olsun. Vurdu mu bıçağı sırtınıza hayatınız boyunca taşıyacağınız bir iziniz olsun. Oluk oluk akarken kanınız yerde, işteee bu da senin payın, hadi bakalım seni şimdi kim kurtaracak diyen bir babanız olmalı...sonra her defasında sevgiden, sahiplenmekten, dürüstlükten ve vicdandan bahseden bir sevgiliniz olmalı. Olmalı ki tam tersi tavır sergilediğinde ona yakışan bol noktalı sıfatları hak etmeli. Güvenden bol bol bahsetmelidir ki sizi sattığında (sattığı şeylere de zamanında nankörlük etmiştir şüphesiz, ) imzası yakışmalıdır sıfatının yanına. Sonunuzu yakınlarınız getirir. Sebebini sorgulamadan yapılan hataların ortaya çıkması için uğraşan kardeşiniz olmalı mesela. Ölmek senin için kurtuluş, bize bırakma diyen aileler değil miydi kadının sonunu hazırlayanlar. Peki bu sona getiren bol şerefli insanların hiç mi katkısı yoktu bu cinayette. Bir otobüs yolculuğunda yan koltukta oturan teyze kadar yakın değildir samimiyetleri dinlerken sizi. Suçlamak ne kolaydır oysa..illa ki biri varsa bedel ödeyecek o mutlaka inanan olmalıdır. inanan en aptal olandır çünkü. Ne olursa olsun biz aptal olmaktan vazgeçmeyelim. Varsın en kötü aptallık inanmak olsun. Ama önce kendine inanmalıdır insan. Sizi pişman etmeye çalışan her kim olursa olsun kendi vicdanınız seslenmediği sürece vazgeçmeyin siz olmaktan. Bazen herkes her şeyi bilir ama aynı zamanda da bilmemeyi tercih eder. Biz ise bunun çok ilerisinde bir yerde daima ileri bakarak, arkada bırakılan o kalitesiz ruhları anmadan yolumuza devam etmeliyiz. Yaralı, bereli olsak da, belki hiçbir zaman yürüyemesek de, ya da kapalı bir kutuda yaşasak dahi vazgeçmeyelim inanmaktan. Bizi biz yapan inandığımız değerlerdir. Kanayan yaranızı en sevdiğiniz kanınız canınız da olsa kesip atmaktan kaçınmayın.
Ne güzel demişler; "öldürmeyen yara güçlendirir" diye...

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
...
Uzaydaki kara delikler hakkındaki görüşün?