İnsan bazen birini unutmak için değil, onun yokluğuyla yaşamayı öğrenmek için bekler. Çünkü bazı insanlar hayatından gider ama bıraktıkları izler, mevsimler değişse de silinmez. Bir şarkıda, bir sokakta, bir kokuda, ansızın yeniden karşısına çıkar.
Belki onun için sayfalar dolusu şiir yazarsın. Her satırda biraz daha eksilirsin, her cümlede biraz daha susarsın. Kurduğun hayaller, gerçekleşmeyeceğini bile bile kalbinin en güzel köşesinde yaşamaya devam eder. Çünkü umut, bazen insanın vazgeçmekte en çok zorlandığı duygudur.
Ama zaman... Kimsenin durduramadığı o sessiz misafir, en derin acıların bile üzerinden usulca geçer. Bir gün fark edersin ki artık onu düşünmeden de bir sabaha uyanabiliyorsun. Adını duyduğunda kalbin eskisi gibi sızlamıyor. Gözlerin hâlâ aynı gökyüzüne bakıyor ama artık onu aramıyor.
İşte o gün anlarsın; unutmak, birini hafızandan silmek değildir. Unutmak, onun yokluğunun canını artık yakmamasıdır. Hatırlarsın ama yıkılmazsın. Seversin ama beklemezsin. Geçmişi inkâr etmezsin, sadece onun esiri olmaktan vazgeçersin.
Çünkü hayat, geride bıraktıklarımız kadar; yeniden başlayabildiklerimizdir. Ve insan, en çok da kalbinin küllerinden yeniden doğmayı başardığında büyür.
Belki seni de bir gün unuturum...
Ama seni unutmaktan daha çok, sensiz yaşamayı öğrendiğim günü hatırlarım. Çünkü bazı vedalar insanı eksiltmez; kim olduğunu yeniden hatırlatır.