Ali Gaffar Okkan unutulmadı, unutulmayacak.
Çünkü bazı insanlar makamlarıyla değil, kalplere bıraktıkları izlerle yaşar. O, Diyarbakır’a sadece bir emniyet müdürü olarak gelmedi; bir ağabey, bir evlat, bir dost gibi girdi bu kadim şehrin hayatına.
Silahıyla değil, tebessümüyle dolaştı sokaklarda.
Korkuyla değil, güvenle kurdu bağını insanlarla.
Çocukların başını okşayan eli, yaşlıların duasına değdi.
Halkın arasına mesafe koymadı; halkın içine karıştı.
Belki de bu yüzden hedef oldu; çünkü zulüm, en çok adaletten korkar.
Diyarbakır onu bir devlet görevlisi olarak değil,
kendinden biri olarak sevdi.
Acısını da bu yüzden derin yaşadı.
Kurşunlar bedenini susturdu ama
ismini, hatırasını, duruşunu susturamadı.
Bugün hâlâ bir sokak adında, bir duada,
bir annenin “iyi insandı” deyişinde yaşıyor.
Çünkü o, arkasında korku değil; güven bıraktı.
Nefret değil; merhamet bıraktı.
Rahmet olsun Ali Gaffar Okkan’a.
Bu topraklar seni unutmadı, Unutmayacak.
Çünkü gönülleri fethedenler,
toprağa değil, tarihe emanet edilir.