Ben çölü sende kaybedince bildim,
kumların aslında susuzluktan değil,
yalnızlıktan yandığını…
Ve senin gözlerinde bir serap gibi değil,
gerçek bir vaha gibi durduğunu.
Çünkü uzaklığı sende kaybettim ben,
mesafeler çözüldü içimde
haritalar anlamını yitirdi.
Adını anmak, en uzun yolları kısalttı
ve kalbim ilk defa yol bilmeden yürümeyi öğrendi.
Sen vardın…
ve yokluğun bile yakın geldi bana,
çünkü senden sonra
hiçbir ayrılık
gerçek bir uzaklık olamadı.
Ben çölü sende kaybedince anladım,
insan bazen birine değil,
bir hissin içine varır
ve orada ne susuzluk kalır,
ne de yolunu kaybetme korkusu.