Yalan söylemek kolaydır çünkü herkes ona bir yer açar. Kimi korkudan susar, kimi çıkarından ses çıkarmaz, kimi de duymak istediğini duyduğu için alkışlar. Böylece yalanın etrafında kalabalık bir çember oluşur; her biri kendi payına düşen rahatlığı savunur.
Dürüstlük ise böyle bir kalabalığa ihtiyaç duymaz, ama bazen bu yüzden kimsesiz kalır. Çünkü doğruyu söylemek, çoğu zaman birilerinin işine gelmez. Doğru söz, ne yalan kadar tatlıdır ne de kimseyi memnun etmeye çalışır. Sadece durduğu yerde durur bazen tek başına.
Ama unutulmamalı ki bir çemberin kalabalık olması, onun haklı olduğu anlamına gelmez. Yalan ne kadar geniş bir alana yayılırsa yayılsın, temeli boştur; er ya da geç kendi ağırlığıyla çöker. Dürüstlük ise yalnız kalsa da sağlamdır, çünkü hakikatin desteğe ihtiyacı yoktur.
Belki de asıl mesele şu: Kalabalığın içinde yalanla mı olacağız, yoksa yalnız da olsa doğrunun yanında mı duracağız? Vicdanı rahat olanın çevresi dar olabilir ama o, kendi gölgesinden korkmaz..