Bir zamanlar avuçlarımda gökyüzü taşırdım,
Her yıldızın altında ayrı bir düş kurardım.
Uzaklara uzanan yollarım vardı benim,
Şimdi dönüp bakıyorum da, hepsi yarım kalmış meğer.
Ne kadar hayalim varsa hepsi bitti,
Kimi zamana yenildi, kimi sessizliğe.
Kimi bir veda cümlesinde can verdi,
Kimi de hiç başlamadan gömüldü içime.
Bir bahar bekledim yıllarca kışlardan sonra,
Çiçek açar sandım kuruyan dallarımı.
Ama bazı mevsimler gelmiyor insana,
Bazı umutlar terk ediyor en güzel çağlarını.
Şimdi gecelerle konuşuyorum uzun uzun,
Yorgun bir yolcunun son durağı gibi.
İçimde kırılmış aynalar taşıyorum,
Her parçasında başka bir hayalin izi.
Ama yine de biliyorum;
Biten hayaller değildir aslında,
İnsanın onlara verdiği isimlerdir bazen.
Çünkü küllerin altında saklanan bir kıvılcım,
En karanlık gecede bile yeniden doğabilir.
Belki bir gün,
Bu sessizliğin içinden yeni bir ben çıkar.
Kaybettiklerimin ardından değil,
Öğrendiklerimin üzerine yürüyerek.
O gün geldiğinde anlayacağım;
Ne kadar hayalim varsa hepsi bitmedi aslında,
Bazıları sadece başka bir zamana ertelendi.
Ve hayat, kapanan kapıların değil,
Açılmayı bekleyen kapıların hikâyesiydi.