İnsan sahipken anlamıyor bazı şeyleri…
Bir sesin huzur olduğunu,
bir elin güven verdiğini,
bir kalbin gerçekten ev olabileceğini…
Hep var sanıyoruz çünkü;
sabah mesajlarını,
alıştığımız gülüşleri,
yanımızda duran insanları…
Sanki gitmek,
sadece başkalarının başına gelirmiş gibi.
Sonra bir gün
bir eksiklik oturuyor hayatın tam ortasına.
Ne kadar kalabalık olursa olsun çevren,
bir kişinin yokluğu
bütün dünyayı ıssız bırakabiliyor.
İşte o gün anlıyor insan;
değer vermeyi ertelediği herkesi…
Geç kaldığı özürleri,
yarım bıraktığı sevgileri,
söylemediği “iyi ki varsın”ları…
Ama hayatın en acı tarafı şu:
Bazı fark edişler
geri dönüşü olmayan yerlerde oluyor.
Çünkü herkes,
kaybettiği şeyin kıymetini bir gün öğreniyor…
Ama o gün geldiğinde
hiç kimse
eskisi gibi yerinde olmuyor.
Kimi toprağın altında,
kimi başka bir şehirde,
kimi başka bir kalpte…
Kimi de sadece
hatıralarda kalıyor.
Ve insan,
en ağır pişmanlığı
“keşke daha çok sevseydim” cümlesinde taşıyor.