Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
27 Aralık 2025, Cumartesi 00:21 · 21 Okunma

“Yokluğuna Alışmadım, Sadece Sessizliğini Taşımayı Öğrendim”

Zaman diyorlar ya…
“Her şeyi iyileştirir.”
“Acıyı hafifletir.”
“Yokluğa alıştırır.”
Ben kimsenin kalbini kırmak istemem ama…
Bu doğru değil.
Zaman hiçbir şeyi iyileştirmiyor.
Sadece seni o yaranın etrafında yürümeyi öğretiyor.
Sana yaraya dokunmadan nasıl nefes alacağını, nasıl ayakta duracağını, nasıl devam edeceğini gösteriyor.
Ama yara hep orada duruyor.
Babamın yokluğu hep aynı yerde, aynı ağırlıkta.
Ben ona alışmadım.
Alışmadım, alışamıyorum.
Sadece sessizliğini taşıyabilmeyi öğrendim.
Bazen bir kalabalığa giriyorum; herkes gülerken ben içimden sayıyorum:
“Şimdi olsa yanımda nasıl gülerdi?”
“Şu an olsa bana nasıl bakardı?”
Bir çay koyuyorum mesela…
Bir yudum alıyorum…
Sonra elim duruyor.
Çünkü bir zamanlar o çayı benim elimden alırdı.
“Dökmeden getir ama” derdi, gözleriyle takılırdı bana.
Şimdi o ses yok.
Ama o anı her defasında yeniden duyuyorum.
İşte insan yokluğa böyle alışmıyor…
Sadece o boşluğun etrafında yaşamayı öğreniyor.
Bazen sabah uyanıyorum, içimde tarif edemediğim bir ağırlık…
Sonra hatırlıyorum:
“Aaa evet… Benim babam yok.”
O hatırlayış bile insanın içine bıçak gibi giriyor.
Ama bir şey daha var…
O acının içinde bir sıcaklık.
O yokluğun içinde bir bağ.
O sessizliğin içinde bir fısıltı…
Sanki “Ben burdayım kızım” diyor.
Sanki omzuma görünmez bir el dokunuyor.
Özlemek kötü değil aslında…
Özlemek, sevginin hâlâ canlı olduğunun işareti.
Yokluk, sevginin öldüğünü göstermiyor.
Tam tersine:
Varlığının ne kadar büyük olduğunu anlatıyor.
Bazı akşamlar yatağa yatıyorum, gözlerimi kapatıyorum, sadece gülüşünü getiriyorum gözümün önüne.
Bazen ağlıyorum, bazen gülümseyerek ağlıyorum.
Çünkü o gülüş, bu dünyada tanıdığım en güzel huzurdu.
Tam “keşke yanımda olsaydın” diyeceğim…
İçimden bir ses cevap veriyor:
“Ben senin içindeyim kızım.”
İnsan babasını kaybedince şunu anlıyor:
Ölüm, ayrılık değil.
Ayrılık bu dünyaya ait bir kelime…
Ölüm ise görünmeyen bir bağın kapısı.
Ben babamla bağımı hiç kaybetmedim.
O sadece gözümün önünden çekildi.
Ama kalbimin içinden hiçbir yere gitmedi.
Bugün ne yaşıyorsam, ne hissediyorsam, ne oluyorsam…
Hepsinde o var.
Her merhametimde…
Her sabrımda…
Her güçlü duruşumda…
Her kırılmamda…
Her iyiliğimde…
Acıya alışmıyorum.
Ben onu babama bağlayan bir köprü gibi taşıyorum.
Ve biliyorum ki bir gün…
Bir gün o tarafa geçtiğimde…
O beni yine eskisi gibi karşılayacak.
Hiç kırılmamış, hiç ağlamamış, hiç hasar almamış bir kalple…
Gülümseyerek diyecek ki:
“Benim güzel kızım…
Yokluğuma nasıl sahip çıktıysan, varlığıma da öyle sarıl şimdi.”

Yazarın diğer paylaşımları;
Sözümoki Mutlaka Bilinmesi Gerekenler
Motosiklet özgürlük mü gereksiz risk mi? Motosikletler hakkında ne düşünüyorsun?
X

Daha iyi hizmet verebilmek için sistem içerisinde çerezler (cookies) kullanmaktayız. "Çerez Politikamız" sayfasından daha detaylı bilgilere erişebilirsin.

Anladım, daha iyisini yapmaya devam edin.