Bana “dua et” dediğinde
sesindeki yorgunluğu duydum.
İnsan durduk yere
başkasının kalbine sığınmaz çünkü.
Demek ki geceler ağır gelmiş sana,
demek ki düşünceler
omuzlarına taş gibi çökmüş.
Demek ki herkes kalabalık olmuş da
bir tek yalnızlığın
yanında kalmış.
Ben senin için ellerimi açarım göğe,
adını sessizce bırakırım rüzgâra.
Belki bir ferahlık iner içine,
belki gözlerin yeniden sabaha alışır.
Çünkü bazı yaralar
ilaçla değil, anlaşılmakla geçer.
Bazı insanlar
nasihat değil, bir omuz ister.
Ve bazı dualar
dudaktan değil,
birinin seni terk etmemesinden olur.
Sen yeter ki dayan,
en uzun gece bile
sabahı saklar içinde.
Ben buradayım;
duam da, sessizliğim de
seninle.