Bizim güvenecek dağımız yok.
Sırtımızı yaslayacağımız bir kaya,
“Buradayım” diyecek bir yüce omuz yok.
Çünkü biliriz…
Kar, istediği yere yağar.
Ne yüksekliği umursar,
ne ihtişamı,
ne de adına yazılmış efsaneleri.
En heybetli dağın başına da iner,
adı sanı duyulmamış bir tepeye de.
Bazen de dağ sandığımızın
aslında bir yığın toprak olduğunu gösterir.
Bu yüzden biz dağlara güvenmeyi bıraktık.
Karın adaletini de sorgulamıyoruz artık.
Çünkü anladık ki
güç dediğin şey yüksekte olmak değil,
ayakta kalabilmektir.
Kar yağarsa yağsın.
Soğuk gelirse gelsin.
Biz içimizde bir ateş taşıyoruz.
Ve öğrendik:
Dağ bulamayanlar,
kendi dağını içinde büyütür.