Duvara asılı duran akrep ile yelkovan, her anı eşit sanır ama kalp öyle ölçmez zamanı. Seninle geçen bir saat, sensiz geçen bir saatle aynı değildir; çünkü zamanın ağırlığı mekâna değil, hisse bağlıdır.
Sen varken bir saat, içi dolu bir cümle gibidir. Kelimeler acele etmez, suskunluk bile anlam taşır. Dakikalar yürür ama yormaz; insan farkına varmadan yaşar. Gülüşünün arasına sıkışmış anlar, zamanın çizgilerini siler. Saat ilerler ama eksiltmez, çoğaltır.
Sensiz geçen bir saat ise uzar. Aynı altmış dakika, başka bir yüzle bakar insana. Bekleyiştir, eksikliktir, içi boş bir sessizliktir. Akrep ağırlaşır, yelkovan inatla sürünür. Zaman ilerlemez, insanın içinden geçer, iz bırakır.
Demek ki saatler dürüst değildir. Aynı rakamları gösterir ama aynı gerçeği anlatmaz. Çünkü zaman, takvimlerin değil kalbin icadıdır. Birlikteyken kısalan, ayrıykense büyüyen tek şeydir.
Bu yüzden kimse bana “bir saat” demesin.
Söylesin: kiminle geçen bir saat?
Çünkü insan, zamanı değil; zaman insanı, kiminle olduğuna bakarak değiştirir.