İnsan en çok sandığı yerden kırılır,
Bir ihtimalin omzuna başını koyar da
Gerçeğin soğuğunu unutmak ister.
Oysa hakikat, hep sessizdir…
Ve en çok sustuğunda bağırır.
Zanneder ki kalpler olduğu gibidir,
Sözler göründüğü kadar masum,
Gözler baktığı kadar derindir.
Ama bir gün, bir bakışta öğrenir:
En derin uçurumlar, en yakın sandıklarında saklıdır.
İnandığı şeylerdir en ağır yükü,
Çünkü insan, en çok güvendiği yerden düşer.
Bir duaya sarılır gibi sarılır hayallere,
Sonra bir “keşke” olur dudaklarında
Ve o “keşke”, bir ömrü tüketir.
Sanmak…
Kendine kurduğun en güzel tuzak,
İnanmak…
Kendi ellerinle yıktığın bir dünya.
Ve insan, her seferinde yeniden öğrenir:
Hakikat acıdır ama yalansızdır,
Zan ise tatlıdır…
Ama zehri yavaş akar.
Sonunda anlarsın;
Ne sandığın kadar yakındır kimse,
Ne inandığın kadar gerçek…
Ve insan,
En çok kendi kalbine yenilir.